Veda, bazen sessizce olmalı.

Üzmeden, darılmadan, belki de bir sarı mendil vermeden ve asla geri dönülmeyeceğini bile bile gitmeli.

Giderken vedanın hüznünü bir an bile yürekte hissetmeden, bunu gerek bile duymadan, geride bırakılanları aramadan bir sessiz gemi inceliğinde gürültüsüz, dalgasız gitmeli.

Sizi uğurluyan bir el ve sevdasını yüreğinde taşıyan iki mahsun göz arkadınızda olmayacağını bile bile gitmeli. Kavgalarınıza, kızgınlıklarınıza ve ucundan kıyısından yaşanılan mutluluklara bir ah çekmeden veda etmeli. Şayet meyveli bir ağaç diktiyseniz, meyvesini koklamadan dokunmadan gitmeli.

Vedanın zamanı, mekanı arkası önü yoktur.

Bir tren istasyonunda vedalar katarlara yüklenir ve her istasyonda alınan yeni vedacıklarla yollar uzadıkça uzar.

Belki de sessiz bir gemi güvertesinde, bir martı kanadında veda çırpınışları yakalamaya çalışılır. Ya da bir otogarda asker vedaları yapılır, iç içe girmiş duygular sarmaş dolaş olur.

Vedanız, bir köy yolunda, sizi tahta bir bavulla uğurlayan ananızın gözünden düşen gözyaşlarını mendilinize çıkın yapıp yola düşerken olur.. Ananıza el sallamadığınızı ise, nice sonra aklınıza gelir.

Rızk peşinde, gurbete düştüğünüz günlerde bir inşaat binasının camına naylon çekilmiş sıvasız bir odasında, bazen bir bekçi kulübesinde, bazen de bir öğrenci evinde vedaya azatlık günlerinizi beklersiniz.

Bir genç kız da veda eder yuvasından. Uçmaya yeni başlayan bir kuş ürkekliğinde, bulgur bulgur gözyaşları baba yuvasının eşiğini ıslatır. Annelerin vedası o zaman doruğa çıkar.

Üşümüş, buz donmuş, ve çoğu zaman da sıcaklığı kavuran vedalar sokak sokak, ev ev  dolaşır.  Bu vedaları çoğu zaman babalar yapar. Çocuklar öpülür, eşlerden istekler sorulur, Birgünlük veda böyle başlar.

Sizden saatlerce önce erken kalkmış annenizin hazırlamış olduğu  kahvaltıyı yaptıktan sonra vedanızı el öperek yaparsınz. Size gülen şefkatli bakışları, kolkuğunuz altına alır işinize ya da okulunuza gidersiniz. Arkanızdan yapılmış duaların en hasının sizi gün boyunca okşadığını hisseder işiniz ferah, dersiniz anlamlı geçer.

Ve bir de vedasız gidenler vardır. Kamyon şoförüsünüzdür. Eşiniz, çocuğunuz sessiz uykularından uyanmadan sisli puslu havalarda yola düşersiniz. Buharı üstünde gevrek ekmekleri direksiyon başında yer,  vedanız şafak vaktinin kızıllığına yaparsınız.

Özle özetle, yazılanla yazılmayanla,  zaman ötesinde ve berisinde nice vedalar görmüştür bu gökyüzü, bu güneş ve ayın ondördü.

….

Ama insan sevmelere veda etmemeli. Sevdasına, sevgisine sadık kalmalı;  büyütebildiği kadar büyütmeli.

İşte öyle…

foto/yazı:magpak

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Popüler