-
Terâvih Manzaraları 1: Amasya
“Büyükağa Medresesi beşyüz yıldan fazla tarihi ile vakûr, kendinden emin, bir o kadar da mütevâzi. Yüzyıllardan beri insanları kendine çekmekte, ilim yapanları seyrederken huzur duymakta, namaz kılanlardan lezzet almakta. Gençler Ulu Kitap Kur’an’ı hıfz ederken, hâdis deryasında yüzdüklerini görmekte, müstesna gecelerin şafak vakitlerde ak sakallılarca yapılan dualardaki sızlanışlara kendi lisanı ile aminler derken gözyaşlarını duvarlarında…
-
Yazmayacakmış..
“Yazmayacakmış. Aynen böyle dedi.” Gayri bundan sonra beni okumamaya yemin etmişsin. Ne yapalım bunu da sineye çekeriz. Yazdıklarım divanelik, Mecnûnlukmuş. Arabesk ifadelerde işin yokmuş. Sevda boşmuş. Varsa yoksa gerçeklermiş. Hadi bana eyvallah demişsin. Demişsin de demişsin. Sen istediğini de. Bu sevda burada bitsin desen de gönlüm hiçbirşeyi dinlemiyor. İşte böyle Mecnûn kardeşim. İşte böyle Tahir…
-
Mevsimsiz Mekân…
“Bu koridorlar ve bu sınıflardan çok yürekler arz-ı endam etti; bir bal arısı gibi şifâ dağıtıp etrafını bereketlendirenler oldu. Bazısı da bir kelebek gibi sessizce kanat çırpıp gittiler. Bu asma katlı bina nice vedasız gitmeleri de çok gördü. Ve bu asma kata ne mutlu ki sizleri de gördü.” Bu dağınık masa, pencere önü sarmaşıklı oda,…
-
Yıllar Sonra…
“Aklımda biraz İstanbul, biraz da sen varsın. Yanı başımdaki Ankara’ya ise bir türlü ulaşamıyorum. Korkuyorum. Ankara deyince yüreğim daralıyor. Yine de çekiyor beni içine. Ah o Ankara! Hastane koridorları. 214’e 8 no’lu odada inlemeler, yokluklar, yetim ve kimsesiz halimiz. Yan koğuşta ölen birisi; tanımam. Derdim bu odada. Sedyede hasta dedem değil benim vucüdum uzanmış.Sızım…
-
Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da.. Nazım HİKMET
Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil, bütün iş Tahirle Zühre olabilmekte yani yürekte. Meselâ bir barikatta dövüşerek meselâ kuzey kutbunu keşfe giderken meselâ denerken damarlarında bir serumu ölmek ayıp olur mu? Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil.…
-
Alışveriş Merkezlerinde Fotoğraf Çektirme Keyfi!
Bu yaz Erbil biraz daha kalabalık. Güneyden ve hatta İran’dan insanlar geldikçe yeni alışveriş merkezleri arz-ı endam ediyor. İnsanlar da yavaş yavaş buralara alışıyor. Geçen yerli bir arkadaş “Sanki orada doğmuşlar” demişti. LCW, Mavi Jeans, İstikbal gibi markalı ürünlerin yanında, kebabçılarımız, dönercilerimiz hatta bir kitapevimiz NT ve iki blok arası bir mekanda kitap satan bir…
-
Kapılar Açılmıyor…
Birkaç satır da olsa yaz dersin. Hiç olmazsa bir kelime, bir işaret ver dersin. Yazamıyorum işte. Anla artık. Ne sen yar oldun bana ne Ankara, ne Konya, ne Ohio, ne Banburry… Şimdi de burası. Zor olsa da seni götürdüm; gittiğim bütün şehirlere. Soluksuz, bu ağır yükü taşıdım. Ama olmadı işte. Hele sabır et demelerin boş.…
-
İftar Saatleri…
İftar saati yaklaşmıştır. Arabalar telaşlı, insanlar orucun son demindedir. Öğrenciyim Akyazı ilçesinde. Lise son sınıf. Dolapsız mutfak. Dört tahtalı rafa mahkumdur pardak, tabak, kaşık. Bir gün sonrasına saklayacak yemeğimiz, tatlımız yoktur. Bir tas çorba, şehriyesi sert mi sert pilav, mevyesi unutulmuş iftar sofram. Derdim bu denli değildi. Hain, puslu duygular yoktu. Hesapsızlık yoktu. Ömür sade,…
-
Herşey Sıradan Artık!
Herşey sıradan artık. Dokunuşlar, yüz görümlüğü bakışlar, zorlama “seni seviyorum” demeler. Hepsi ve daha fazlası sıradan artık. Sırılsıklam yağmurlar yağarken bir ağaç altında sımsıkı sarılmalar, sofraya konulacak bir tas çorbamız yokken şikayet etmeden peynir ekmek yemeler, gün ışığı üzerimize doğmadan uyanıp “günaydın, nasılsın canım” demeler, telefon görüşmelerinde “hadi canım görüşürüz” temennileri de sıradan artık. Herşey…
-
Türlü Türlü Düğünler
Bu ülkede her şehrin, her kasabanın ve hatta her köyün kendine has bir kültürü vardır. Düğünler, bayramlar, taziyeler, ramazanlar. Düğünlerimiz eskisi olmasa bile eski geleneğini koruyan kasabalar köyler hala vardır. Günlerden Cumartesi. Bir yaz günü, Nurdağı’nda bir düğün evindeyiz. Erkek tarafına ait bir evin önüne sıralanmış masalar ve o masaların etrafında insanlar arasındayız. Üç kişi,…