-
Eminin Ayakkabısı
Vakti zamanında Amasya’dan bizim delikanlı Emin’e aldığımız bir ayakkabı var ki, ayağından çıkarmaz oldu. Okula, bakkala , cumaları camiiye giderken varsa yoksa bu ayakkabı. Top oynarken tek giydiği bu ayakkabı. Ondan daha kaliteli bir ayakkabısı var, yüzüne baktığı yok. Üç ay böyle geçti. Herşeyin bir ömrü gibi ayakkabının da sonu gelmeye başladı. Önce uçları ayrıldı,…
-
Hoşgeldin Partisi
Buradaki üniversitelerde her okul açılışında olmazasa olmazlardan bir faaliyet vardır: Hoşgeldin partisi. Şayet okullar bu işi organize etmezseler öğrenciler mutlaka kendi aralarında toplanıp bir yerlerde eğleniyorlar! Yapılan şu: yemek yemek ve halay çekmek. Bu bölgede halay çekmek hayatın bir parçası… Aman öğrencilerimiz sağda solda sefil olmasınlar diye kendimiz organize edelim dedik. Önce hazırlık sınıfları bu…
-
Yazamamak..
Öncesinde savruk yazıyordum. Kendime idi yazdıklarım. İçimde büyütüyordum. Mutluydum. Şimdi yazılarım mutsuz gibi geliyor bana. Üzerlerine gidemiyorum. Şimdilerde kelimelerin ölçülü çıkması gerekiyor. Oysa “Sen yoksun” derken, bu birçok kişiyi ifade edebiliyordu. Şimdi onu da diyemiyorum. Yılmaz Erdoğan veya İbrahim Sadri vari, “Ben aslında seni hiç sevmedim” desem birçok insan alınacak. Hatta bunları size yazarken de yanlış anlaşılmaktan korkuyorum. Anlayacağınız…
-
Yazamadıklarım
“Bu günlerde hüzünler geldiğinde seni yazarım, Yazamadıklarıma inat, yazdıklarıma yanarım.” Eylül 2000- magpak foto: magpak – Süleymaniye (Irak)
-
Ben Bir Göçmen Kuşum
Bir vakitler nereden estiyse yazmışım. Neden güvercinim? Bilmiyorum. Gurbetlikten mi? Birisine olan hasretlik mi? Bilmiyorum. Göçmen kuş adı üstünde. Benim gibi, belki de sizin gibi. Ben bir göçmen garip, gamlı bir güvercinim işte… Yaz siz? Köşe başında, ağaçların bedenlerinde insanlar bekler , ellerde silah, gözlerde çapak. Beni tanımazlar. Sanki kurşunları bedenime boşaltmak için beklerler. Ben…
-
Yazdan Kalma Bir Yazı
Bir uzun hava türkü olmuşum. Dağlardan gelirim hey bre hey, hey! Sesim her tarafı inletir. Savurmuşum kendimi ikindi rüzgarına. Bu ova benim, bu tepeler benim. Şu kanadı kırık serçe, şu estire estire savurulan arıkuşu benim. Şu dalları kaygan, meyvesi kaygan ceviz ağacı sarsılıp toplanmak ister, gözü bende. Harmandaki atlar kuyruklarını sallar durur. Su beklerler. Hey…
-
Esinti…
Kilit, Konak ve Üçler Yediler Kırklarla dostluğumuz olmuştu, gündüz ve gecelerimiz Balaban Bey’le kervansaray yollarında, hanlarda geçmişti. Ben bende değildim; sınır boylarında Orhan Bey ve Nilüfer Hatun sofralarındaydım. Ulu Camii yapılırken bir başka ufuklardaydık, atlarımızı Süleyman Şahla denize sürerken Rehberimiz hep bizimleydi. Ve ötesinde Tarık bin Ziyadla Endülüs toprağına ayağımızı basmış, peşinden gemilerimizi bir bir…
-
Dün.
Dün pazardı. Yine Emin vardı. Dün pazardı ve herkes evinde idi. Dün Eminle ben sokakta yürüme talimi yaptık. Dün herkes kendi sofrasında iken ben sadece önceki günden kalan balık ve Emin’nin arta kalan yemeklerini yedim. Dün gündüz vakti Emin hep uyudu ve uyudu. Gecede geç yattı. Dün Eminle iken anamla konuştum. Dün anam hastalık anlattı.…