-
Sessizce Yaşarız Çoğu Zaman
Fadime Kardeşime, Sessizce yaşarız çoğu zaman. Bazen vurgunumuz amansız olur deniz ortasında. Çoğu zaman duman duman savruluruz sağa sola. Hikayesi bizde saklı bestemiz, eski bir sazdan dillenir. Bizi dinlemezseler de aldırmayız. Yanık türküleri kendimizce ve bizcesi ile Yunusça söyleriz. İçimizde korları kimseciklere hissetirmeden yanar dururuz. Ve bir gün kırk yıllık dost gibi ölüm meleği kolumuza…
-
Cindoluk Yapmak
“Resimdeki zatın, uzun ve çetrefilli hayat hikayesinden bir başka bölüm. Aşağıda geçen olaylar yüzde doksan dokuzu yazarın hayal gücüyle yazılmış olsa da mekânlar ve bazı isimler doğrudur” Benim esas adım Cindo Mamet. Köylüyüm. Kendi yaptırdığım, duvarları kireç boyalı, küçük bahçeli bir evim, bir tarlam, bir de üzüm bağım var. En büyük sermayem ise iki…
-
Sen Yanıyorsun da, Sanki Ben….
“Resimdeki zatın, uzun ve çetrefilli hayat hikayesinden bir bölüm.” Yani sen ağlıyorsun da ben ağlamıyor muyum? Sen rüzgarın peşinde giderken sanki ben rüzgarın önünde mi gidiyorum? Hayatın kendisini yarım yammalak yaşıyorken, kaldırımları, binaları, yolları resmi olan o şehrin bana hediyesi olan, bir hüzünlü sevdanın mecburi hammalığı altında ezile ezile gidiyorum işte. Artık eskisi gibi kıvranıp, bir yerleri özleyemiyorum…
-
Bulaşık Yıkama Hareketi
“Aşağıda anlatılan hikayedeki şahıs isimleri kısmen doğru olmamakla birlikte yaşanmış sayabilirsiniz.” Bizim arvada bugünlere bir haller olmaya başladı. Tarladan-bahçeden gelince ilk yaptığı iş başına bir dolak ya da bir tülbent sarmak oluyor. İyice sarmalıyor, sonra kurşun yemiş bir asker gibi devrilip yer minderine kendini bırakıyor. Alah Allah, ne oluyor bu kadına. Ben senede iki…
-
Hak Helâl Etmek, İşin Hakkını Vermek
Okulun ilk günü, yeni bir sınıf ve hepsi taze öğrenciler. Şayet ilk seneniz ise sizin heyecanınız öğrencilerden daha ziyadedir. Ama şöyle on yıllık bir öğretmenlik hayatınız varsa bütün sınıflar aynıdır. Öğrencilerin tipleri, haraketleri, oturuşları, tepkileri, bakışları genelde değişmez. Arka sırada oturanların grubu bellidir. Ön sırayı tercih edenlerin beklentileri, duruşları bir önceki yıl oturanlardan hiç farkı…
-
Ekmeğimi Çamura Buladılar
Bugün birkaç densiz, kendini bilmez önümü kesti. Benden hesap sormaya başladılar. Vakit yatsıya yakın. Okuldan dönüyorum. Fırından bir sıcak ekmek almışım, hafiften atıştırıp yiyorum. Yağmur ciseliyor. Üstelik garibim. Ev arkdaşlarım fabrikada çalışıyor. İçlerinde sadece ben öğrenciyim. Onların paraları iyi kötü var, bana gelen babadan gelen birkaç kuruş. Şu lise bir bitsede fabrikada çalışmaya ben de…
-
Rızanın İtleri
Karaların Rıza’sı itlerini serbest bıraktığından beri içimden bir türlü dağa bahçeye gidesim gelmiyor. Sadece ben değil ‘it’ endişesi olan neredeyse bütün köylü bir korku içinde.Karaların Rızası neden böyle yaptı? Kime kızdı? Neden beş tane koca iti ahaliye musallat olacağını bile bile bu işe girişti sormaya cesaret edemedim. Sadece ben değil, köylünün hiçbirisi it lafını telâfuz…
-
Bahara Merhaba Derken
Şehir olabildiğince sessiz. Şehir dediysem bir milyon iki yüz binlerle telâfuz edilen insan sayısının yaşadığı mekân. Kızgınca, hiddetlice ötürülen korna sesi yok, bırakın yeryüzünü gökyüzünü dahi rahatsız edecek densizlikte silahlar patlatılmıyor, iğrenç kokulu lastikler üzerinden yan ya da düz taklı atlanılmıyor. Nakaratlarındaki formatı bir türlü oturmamış, bas sesi bir türlü ayarlanmamış elektronik bağlama ile çalınan…
-
İki Yağmur Damlasının Yarım Kalmış Hikayesi
Buralarda yağmur rahmeti var. Rahmet kendini herşeyiyle hissetiriyor. Sağımız solumuz, yüreğimiz temizleniyor. Temennim sevgili yurdumda da Rahmet esintileriyle irinlerin, pisliklerin temizlenmesi. Daha önce bahsettiğim gibi siyasi yazılardan, yorumlardan haz etmiyorum. Bizi siyaset çok ilgilendirse de hayatın kendisinde daha da önemli işler, şahıslar olduğu kanaatindeyim. Sürekli gündemin değiştiği bu alemde değişmeyen olaylar zinciri var: hastalıklar, işsizlikler,…
-
“Sevda Denilince” Yazıları Üzerine Birkaç Argonomiksiz Hasbihal
Bir dost, “Şu sevda yazılarına bir son versen” der… Kendisi yazılardan etkilenmiyormuş lâkin yazılarımın bazılarını komşularından Meral Teyze okumuş ve çok etkilenmiş, “Bu adam harbiden sevdalı, keşke bana da böyle birisi yazsa ne olurdu” demiş. Hatta eve geç vakit kahvehaneden gelen kocasına –aklınca- bir yazımı okumaya çalışmış: “Bak elin adamı nasıl sevda yazıları yazıyor. Sen…