-
Yazılar…
Yazılar silinirse okuyanlar öksüz kalır… Bazı yazarlar yazdıkları kitapları zaman zaman çöpe atarlarmış. Bazen de yayınlamaz bir köşeye bırakırlar; umursamazlarmış. Ama yıllar sonra o kitap ve makaleleri mirasçıları sandıklardan çıkartır ve yayınlarlarmış. Yazar bir daha meşhur olurmuş. Benim ya da sizin öyle bir derdimiz yok. Biz yazarız. Okuyan alır mesajını.
-
Rafsız Dolaplarım
Bundan tam tamına 9 sene önce idi. Bir sınıfım vardı. İyi sahiplenmiştim. İçim dışım o sınıf olmuş, öğrencileri de içimde gezdirir olmuştum. Duvarlara resimler döşemiş, ta Amerika’dan bir dünya haritasını Yeşilköylü Ebru hanım getirmiş, Taksim’den de bir Avrupa haritası almıştım. C4’ü bir sınıfa benzetmiştim. Tek eksiğim bir dolaptı; evet sadece bir dolap. Bizim Ata Bey’e…
-
Yazmak istiyorum ama……
Yıllar önce bir dost yazmıştı, sanki bugünleri anlatır gibi. Neden yazdı, kime yazdıların cevabı çok uzun. Yazmak istiyorum ama…… Ümitler solmuş Beklemekler bitmişti Dağların ardına Irak diyarlara düştü sandığım sesim Kesilmişti….. Yazılanları okumak mı yüz yıl sürdü Yoksa ‘yüz yıl’ bir atkı mı oldu Denilecekleri sarıp sarmalamaya hikayeler yazmaya……. Kendimi 100 yıl ötelere mi atmalı…
-
O Yılların Ardından
2005 Bazılarımız on iki, kimimiz on ve kimimiz beş sene sonra oradaydık. Ömrümüzün en anlamlı zamanlarının geçtiği; davamızın ve derdimizin eğitim olduğu bu kurumda, yıllar sonra tekrar biraraya gelmiştik. Güneşin batışındaki ahengi seyretmeye doyamadığımız akşamlara hasret çekenler olarak biz oradaydık. Sanki bayram sabahı idi. Sadece burası için giydiğim kıyafetim üzerimde, ayakkabımın eski olmasına hayıflandığın anlardaydım.…
-
Gülmedi Gitti…
gül gül dedi bülbül güle; gül gülmedi gitti bülbül güle gül bülbüle yar olmadı gitti…
-
asıl bahanem
ne kadar da çok bahanelerimiz varmış. vakit ayırmadığımız çocuklarımız. büyük bir zevkle aldığımız kitapların raflarda tozlanması. yıllarca aynı mahallede, aynı sınıfta arkadaşlık ettiğimiz dostları unutmalarımız. yaşadığımız onlarca olayın yazılmadan hatıralarda küflenmesi. ve hayatımızın hemen hemen hergününde beraber olan düşüncelerimizin altında ezilmelerimiz. ne kadar da çok bahanelerimiz varmış. yazamadığım hasretlerimiz, duygularımız, vefasızlıklarımız terk edilmeyen hayaller, vazgeçilmeyen…
-
Seni Yazamıyorsam, Boşver!
ben hüznümü ve seni yazamıyorsam, boşver. zamanmış, şiirin hasıymış, yazıların gergef gergef işlenmiş haliymiş kim okur? gurbet, mızrak olmuş gibi böğrüme saplanıyormuş, hasret damarlarımın hücrelerinde çılgın boğalar gibi dolanıyormuş, dayanırım. parmaklarım kelepçelenmiş, yazamıyorum, buna da katlanırım. özümün iniltisine kurtlar kuşlar eşlik ediyor. ağzım lal olmuş, harfler kelime olmaktan aciz; cümleler konuşulmaya hasret, ses çıkarmıyorum. ben…
-
Biz Seninle, Elif Şafak, Çaycı Murtaza
Biz seninle yaralı iki serçe gibiyiz. Çöl ortasında, sussuz ve çaresiz. Bu bir arabesk şarkının sözleri değil, hakikatın tam kendisi. Ben kendimi yedi cephede savaşmış ve sonra köyüne döndüğünde hanımı tarafından tanınmayan bir asker gibiyim. Yorgun, bitkin bir o a kadar da şaşkın. Sen benden de şaşkın ve biçare. Yolların kıvrımlarında takatsiz kalmışsın. Yürüdüğün yollar…
-
Sen, Zalimler, Bekçi Hanefi ve hatta Çoban Sadık…
Sen mutlu ol diye saçma sapan insanlarla yaşamaya katlandım. Bu da yetmedi çeşit çeşit varlıkların kaprislerini çektim. Yo yo hemen öyle yanlış anlama. Allah’ın yarattığı her kulu ne sözüm olabilir? Ama gel gör ki, biz Ademin çocukları yani çoğu zaman birbirini öldüren, acımasızca tuzak kuran, ayak kaydırmak için olmadık plan yapan garip, acaip, sefil varlıklar…
-
Laf ile Değil, Hal ile Anlatmak
F. Soyarık Kardeşime, Ömrü hayatınızın sağında, solunda, önünde arkasında şöyle adam gibi adam dediğimiz kaç insan vardır? Sözü demir gibi, gülümsemesi gül gibi, bakışları bayram sevinci gibi kaç tane er oğlu erle karşılaştınız, yaşadınız, komşuluk ettiniz? Size bizzat yaşadığınız insanlardan bahsediyorum. Meşhurların hayatlarını zaten ballandıra ballandıra anlatıyorlar. Merakımı hoşgörün. Ben size mahallenizde, köyünüzde, kasabanızda,…