Kategori: Hepsi / All
-
YASAK
Aburrahim Karakoça’ rahmetle. YASAK… Mihriban şiiri dinlemek, Cebeci İstasyonu ayrılığı yaşamak yasak. Büyük düşünmek, güzel insan olmak yasak. Camide birilerinin ayakbasına basmadan bütün ayakkabıları düzelten insanlardan olmak yasak. Devletin kalemi ile kendi kalemini ayrı tutmak da nedir? Geç onları dostum. İnce düşünmek de yasak. Bir başkasının tarlasından geçtikten sonra ayakkabıda kalan tozları -başka bir yere…
-
Yazık
Yazık… Akşamlara, yol kenarlarına, köprü başlarına. Yazık… Okunmayan kitaplar küskün, konuşulmayan mevzular korkuyla sinmiş; erimiş. Yazık… Ülkenin pınarları perişan, tarih küskün, Selimiyenin Mimarı paramparça yüreğiyle sanki bizi süzüyor. Yazık… Keşke. Keşke biz şu an bambaşka renkleri konuşsaydık. Mesala. Muhteşem tarihimizi dünyaya nasıl tanıtabilirizin derdiyle çalıştay üstüne çalıştaylar yapsaydık. İnsanlar akın akın bu ülkeye gelselerdi. Sadece…
-
Bayram derler
Keşke yalnız bunun için sevseydim seni, der şair. Sabah akşam ben de bunu diyorum. Biraz parçalanmış duygular, biraz bölük-pörçük kaygılar. Bayram derler… Neşe diyorlar, paylaşma diyorlar, topluluk diyorlar ama yalnızlığı soran olmuyor. Boynu bükük ağaç dalları. Yerlerde unutulmuş kırık dallar. Söylenecek gönül dolusu buruk şarkılar.
-
218 nolu Odanın Aşk Yalnızlığı
Aşkın interaktif hallerini bu koridorlar ve bu sınıf bir daha yaşamayacak. Bilinler bilir. Oysa o duvarlar bu aşkın ilanına yeni alışmışlardı. O aşkı tadanlar bazen iki kelime ile bazen koca koca projeleri ile çok şey anlatmışlardı. Bilirsin. Ve bilirsin bu aşk inat istemişti; bir nefeslik aşklar gibi değildi. Erbil damlarında yatarken gece yıldızlarında, yine Erbil…
-
Bu Aşkı Yeniden Yaşasak..
Biz bu aşkı yeniden yazsak diyorum. Bir başka yaşasak, bir başka baksak dünyaya insanlara, çiçeklere ve hatta böceklere. Biz seninle yeniden okul yoluna düşsek. Öğreneceğimiz bilgilere bir başka gözle baksak. Hazırladığımız materyaller bir başka olsa. Biraz düz takılsak, biraz interaktif. Biz bu aşkı ‘Mona Roza’ tadında yaşasak. Durgun olsak. Dupduru duruşlarımızla model olsak insanlara. Sırları…
-
Ufak Esintiler
Hem çok yorgundum, hem çok üzgün. Mayıs serin geçiyordu. Şehrin bütün caddeleri benim gibiymiş arabayı bir başka sürüyordum. Gecenin tam ortasına aldırmayıp bir dost kapısı çalmak istedim. Bütün şehrin kapıları yüzüm serserice kapanmışcasına bir dost yüzü göremedim. Dost işte bilirsiniz. Yani sizinle paylaşan sırdaşınız. Biraz kabadayı, biraz babacan, biraz deruni düşünen. Ama çokça dinleyen. Yok.…
-
Eğitim Yazıları 1
Eğitim işi herkesin yapabileceği bir faaliyet değil. Biz hala kırık dökük adamların rehberliğinde iş yapıyoruz. Ortada. Eskiden hiçbirşey olamazsan öğretmen ol denilirdi. Bu düşünce hala devam ediyor. Hayatında bir sınıfta beş sene ders vermemiş ‘türlü’ adamlar işbaşında. Üniversite sınavlarında ilk bine girenler doktor, mühendis oluyor. Elbette doktorluk ve mühendislik önemli. Ancak eğitim işi de tıp…
-
YİNE AYSUN
Bir tuhaf döngüdür gidiyor. Ben ve Aysun çok yaralıyız. Çok çırpınıyoruz. Ben ve Aysun hallerimizi birbirimize anlatıyoruz. Aysun Pınarbaşı’nda döktüğü terleri, bense uykusuz gecelerin binbir türlü hallerini anlatıyorum. O beni uzun uzun dinliyor. Ben Aysunun duruşunda yanıyorum. Aysunun sessizliğinde sesler duyuyorum. Aysun kırılgan, Aysun çok bitkin. Aysun ‘Ne olacak bu haller’ diyor? ‘Boşver’ diyorum. ‘O…
-
OĞULA DUALAR
Bir ‘Cebeci İstasyonu’ ayrılığı yaşıyoruz. Yapılanlar çok ağrımıza gidiyor. Gitmeliyiz.