Kategori: Hepsi / All
-
YÜRÜYORUZ
Biz ancak figan ediyoruz. Gür çıkan sesimiz suskun. Sen de suskunsun. Yürüyoruz. Ayaklarımız çıplak. Sen içimde konuşuyorsun. Biraz geçmişe kırgınlığımız var. Biraz ‘Hey gidi günlerin’ özlemiyle saatleri unutuyoruz. Sen içimde figan ediyorsun. Güneşin batışındayız. Yorgunuz. Konuşulacak çok şeyimiz var. İçimiz daralıyor. Kumları eziyoruz. Köpüklü sulara dalıp kaybolmak içimizden geçiyor. Sen içimde nefes alıyorsun. Ben içimde…
-
KİMSEYE BİR ŞEY DEMESEK
Bizim denilen toprakların insanları artık yabancı gibi geliyor. Hani o küfürleri ağzından düşmeyen insanlar. Komşusu hakkında atıp-tutanlar, çekiştirenler, şuna buna laf yetiştirenler. Bağıra-çağıra konuşan o insanların bir ferdi olmaktan çoğu vakit utanıyorum işte. Düşünmeyen, derdi başka noktalara odaklanmış: nasıl daha fazla kazanırım, nasıl kestirmeden iş kıvırırımın insanları. Sözünde durmayan. Vaktini bilmem ne şekilde israf eden.…
-
ON BİRLERE İYİ BAKIN
Mesleğine veda ettirilmiş bir hocamızın yazısı… Benim çocuklarım vardı. İki yıldır birlikte olduğum. 9. Sınıftan beri, henüz çocukluktan yeni çıkmış, yarı genç, yarı çocuk o sorunlu, kaprisli halleriyle iki yıldır haşir neşir olduğum. Bazen kızıp söylendiğim, bazen de en güzel, en tatlı anları paylaştığım. Her ne olursa olsun, onlarla mutlu olduğum… Bir tane çok konuşkan,…
-
BİRAZ HAYSİYET MESELESİ
Biraz haysiyet meselesi yapıyorum. Parasızlık, eve ekmek götürememek adamın canını sıkmıyor. Yamalı pantolon ve lastik ayakkabıya da taktığım yok. Elalemin tuhaf tuhaf bakması yürek sıkıyor. Bakkal Murtaza, fırıncı Abid de can sıkıyor. Ulan şu mahallede kimin namusuna göz diktik? Keş Kamilin yaptığı gibi gecenin bir vaktinde gelip bütün mahalleyi ayağa mı kaldırdık? Utanın be! Sanki…
-
Gidenler…
Gidenlerin listelerini duvarlara, ağaçlara asmışlar. Okuyoruz. Gitmişler. Ayrılmışlar. Özetle sürülmüşler. İzlerini bilmiyoruz. Son sözleri nedir bilmiyoruz. Son bakışları, duruşları nasıldı bilmiyoruz. Gittikleri köyde, şehirde ya da ülkede ne içerler? Ceplerinde ekmek paraları var mıdır? Dünkü 75’lik dedenin dediği gibi “üzerimdeki 4 yıllık” demişti. Ya gidenler ne giyerler, başlarını koyacakları sokacakları bir oda var mıdır? ‘Hayallerimizi…
-
Beni düşüneceksin
Biraz sonra… Beni düşünüceksin. Ya ben… Bense birilerine kafayı takmışım. Hani şu iğrenç hakaretler eden adam(lar) var ya. Kapı komşunuz Bozların oğlu Murtaza ve sülalesi değil. Boyacı Habeş ve çırakları hiç değil. Tahmin edemezsin. Hani şu televziyon kanalına çıkıp Allah-Peygamber diyen adam var. O adam işte. Ağırın ağırı küfürleri bizi muhtara savurup duruyor. Üstelik bizim…
-
Müsade yok…
Biraz deli dolu yaşasak hayatı. Müsade yok. Şöyle dam başına çıkıp bağırasım geliyor. Biraz küfür, biraz sitem etmek istiyorum. Çocuklar karşıma dikiliyor: ‘Yaşından başından utan’ diyorlar. Biraz serseri olmak istiyorum. Sıradan kıyafetler giymek istiyorum. Hatta yırtık pantolonumu yama yapıp pazara gitmeye niyetleniyorum. Müsade etmiyorlar. Şu dünya bana dar geliyor, üf ulan üf!! Sana da üf…
-
Biraz dalgınlık var bu sıra
Biraz dalgınlık var bu sıra. Mesela eşin-dostun adını unutuyorum. Kıldığım namazın rekatlerini unutunca, üç-dört defa namazı tekrarladığım oluyor. Akşamları eve yürüyerek gidiyorum. Eve gelince arabayı arıyorum. İş yerinde bıraktığımı yemekten sonra hatırlıyorum. Dertten mi? Yoksa epeyce yaşlandık mı? Yoksa susmamız gerektiğinden herşeyi unutma yoluna mı gidiyoruz? Bizimkisi Biraz can sıkıntısı, denilecek cinsten değil. Şinasi de…
-
Susuverdik
Elimiz iki yanımızda divane kaldık. Sabri dayı konuşmuyor. Mikailin oğlu Mustafa selamımızı almıyor. Komşumuz Niğar teyze bize yavan yavan bakıyor. Hiç birşey yokmuş gibi davranıyorum. Dam yatmalarının tadı yok. Ay benimle muhabbeti kesti. Yıldızların gururları dolunayı geride bıraktı. Tadı yok meyan şerbetinin. Buzlu salata nedense hep tuzlu geliyor. Midemde sancı üstünü sancı. Kıvranmalarımı amcaoğlu Hakkı…
-
Kime ne diyeyim?
Kime ne diyeyim? Yağmura sitem edemiyorum. Bulutlara veda edemiyorum. Senden zaten hiç haber yok. Her yanımız savaş, her yanımız sancı. Sezen abla eskisi gibi bestesini yapmıyor, şiirlerin tadı yok. Can yok, Attilla yok, Karakoç yok. Oysa yazılacak çok şey var. Ne oldu bize diye sormayın; neden kendimizi bu kadar hırpalıyoruz ve hırpalattırıyoruz ve neden kendimizi…