-
DAĞINIKLIĞIMIZ, İSYANIMIZ VE BİR DE SONBAHAR-4-
“Mevsim sonbaharmış. Başlarım ulan sonbahardan, bahardan. Ulan Rıza, Ulan Rıza biz hergün kış yaşıyoruz haberin var mı?” Tamirci Celalin oğlu İdris işte… Çocuk, her cümleye küfürle başlıyor. Dün Camlı Kahve’de bunun daha ötesini söyledi. Ama burada yazmaya edebim müsade etmiyor. İşin hakikati şu ki ben de iştaha geliyorum. Hem komşumuz otobüs şoförü Vitez Safa’ya, hem…
-
DAĞINIKLIĞIMIZ, İSYANIMIZ VE BİR DE GURBET -3-
Dardayız. Kime ne söyleyelim. Diyecek söz yok işte. Yorgunuz. İşlerin tadı tuzu yok. Proje falan hikaye. Laf olsunları konuşuyoruz. Her saniyemiz hüzün türkülerine dönmüş. İşin garip tarafı yapılacak işler de çok. Gurbetteyiz. Hep gurbetteyiz. Sizinkini bilmem ama benimkisi otuz-yedi olmuş. Şunun şurasında otuz yedi yıl. Yani hergün genzim yanmış. Bilmem kaç şehir değiştirmişiz, şu sıralar…
-
DAĞINIKLIĞIMIZ, İSYANIMIZ VE BİR DE MERYEM -2-
Ne berberin önünden geçesim var, ne de Kardeşler Kebapçısı’na uğrayıp bir kavurma yeme isteğim var. Zaten et-met de yemeyi bırakmak üzereyim. Canımız sıkkın mı sıkkın. Sebebini sadece bizim mahalle değil, sekiz mahalle ötedeki karındaşım Zeki ve hatta görüşemesek dahi Hakkı da biliyor. Bir yerlere gidince sanki bütün gözler üzerimizde. Biz diyorum çünkü geçen bizim arkadaşlardan…
-
DAĞINIKLIĞIMIZ, İSYANIMIZ VE BİR DE AHMET ABİ -1-
Ne isyan şiirleri yazabiliyoruz, ne ona buna, ne de diğerlerine, söylenecek sözleri biraraya getirip sıralayabiliyoruz. Sevda yazıları da yazılmıyor. Ayrılık ya da zulüm dökülüyor satırlara. Haber alınmayan kardeşler, arkadaşlar ve dahası var. Herkes bir yerlere savruluyor. “Sahi ne oldu bize?” sorusu çokça soruluyor. “Talan vurdu ayva nardan ayrıldım” türküsüne takılmak geliyor içimden. Ne oluyor, ne…
-
Toz
Bugünlerde toz yağıyor. Toz bu şehrin kaderi olmuş. Toz yutuyoruz, tozla kalkıyoruz. Eviniz eskiyse daha çok oluyor. Katlanıyoruz. Katlanmalıyız. Biraz yüksek yerlere taşınsak diyoruz. Mesala “Future City” derler. Apartman dairesi. Güvenliği falan da varmış. Oysa biz 10 metrelik borusu”müberride” ile yaşamaya alışkınız. Üstelik üstü tozlu. Dün onu da topladık. Yıkandı, Koliye konuldu. Yine de üzerinde toz…
-
BEN SANA YAR OLAMADIM!
Ben sana yar olamadım. Yol olamadım. İşin delisi hiç olamadım. Böyle dertlenme mi olur? Yarım yamalak divanelik bu aşka yakışır mı? Dağların karı olmak vardı, bahar gelsin diye. Bir çeşmenin musluğu olmak vardı, gelen geçen susuz kalmasın diye. Ama ben ve biz: Çok konuşuyoruz, dertlenmelerimiz ne için? İki kalemi geçmeyen planlar yapıyoruz. Ev-mev, araba falan.…
-
AYAZ GECELER
Bugünlerde unutuyorum: İsimler gelmiyor aklıma, yer isimleri silinmiş gidemiyorum, kelimeler uzaklaşmış cümle haline gelmiyor. Forest Gump hergün yazıp durmuştu ya, ben de yazmaları unutmuyorum. Cümlelere inat, biraraya gelmeyen harflere küskün yazıyorum. Hele bir de yazma mevsimi sonbahar geliyor ki yazmadan olur mu? Kim okur, kim kıymet verir bilemem. Eski bir kamyon inlemesinde, dağlara inleyip duruyoruz. Sağımızdan bir…
-
YÜRÜYORUZ
Biz ancak figan ediyoruz. Gür çıkan sesimiz suskun. Sen de suskunsun. Yürüyoruz. Ayaklarımız çıplak. Sen içimde konuşuyorsun. Biraz geçmişe kırgınlığımız var. Biraz ‘Hey gidi günlerin’ özlemiyle saatleri unutuyoruz. Sen içimde figan ediyorsun. Güneşin batışındayız. Yorgunuz. Konuşulacak çok şeyimiz var. İçimiz daralıyor. Kumları eziyoruz. Köpüklü sulara dalıp kaybolmak içimizden geçiyor. Sen içimde nefes alıyorsun. Ben içimde…
-
KİMSEYE BİR ŞEY DEMESEK
Bizim denilen toprakların insanları artık yabancı gibi geliyor. Hani o küfürleri ağzından düşmeyen insanlar. Komşusu hakkında atıp-tutanlar, çekiştirenler, şuna buna laf yetiştirenler. Bağıra-çağıra konuşan o insanların bir ferdi olmaktan çoğu vakit utanıyorum işte. Düşünmeyen, derdi başka noktalara odaklanmış: nasıl daha fazla kazanırım, nasıl kestirmeden iş kıvırırımın insanları. Sözünde durmayan. Vaktini bilmem ne şekilde israf eden.…