-
ON BİRLERE İYİ BAKIN
Mesleğine veda ettirilmiş bir hocamızın yazısı… Benim çocuklarım vardı. İki yıldır birlikte olduğum. 9. Sınıftan beri, henüz çocukluktan yeni çıkmış, yarı genç, yarı çocuk o sorunlu, kaprisli halleriyle iki yıldır haşir neşir olduğum. Bazen kızıp söylendiğim, bazen de en güzel, en tatlı anları paylaştığım. Her ne olursa olsun, onlarla mutlu olduğum… Bir tane çok konuşkan,…
-
BİRAZ HAYSİYET MESELESİ
Biraz haysiyet meselesi yapıyorum. Parasızlık, eve ekmek götürememek adamın canını sıkmıyor. Yamalı pantolon ve lastik ayakkabıya da taktığım yok. Elalemin tuhaf tuhaf bakması yürek sıkıyor. Bakkal Murtaza, fırıncı Abid de can sıkıyor. Ulan şu mahallede kimin namusuna göz diktik? Keş Kamilin yaptığı gibi gecenin bir vaktinde gelip bütün mahalleyi ayağa mı kaldırdık? Utanın be! Sanki…
-
Japonya Yolculuğu 1
instagram, face ve twitter gibi sosyal medyada Japonya yolculuğumu bir şekilde paylaşmıştım. Anlaşılan kaybolup gitmişler. En iyisi burada, daimi sitede paylaşmak dedim. Hani meşguliyetimizde azken detaylandırmalıydım. Eğitim semineri 4 günlüktü. Yol hariç 6 gün vakit harcayacaktım. Ne yaparım elin Japonyasında dedim. Kimseyi tanımam etmem. Elimde bir otel adresi var, bir de google map’ten indirdiğim haritalar…
-
Talking in Class: How to Use Repetition to Teach Everyday Conversation from Day One
Talking in Class: How to Use Repetition to Teach Everyday Conversation from Day One 5 July 2012 by Oxford University Press ELT 8 Comments Lauren Bailey is a freelance blogger who loves writing about education, new technology, lifestyle and health. Here she talks about using repetition to teach everyday conversation in the classroom. Before ever working as an English…
-
Gidenler…
Gidenlerin listelerini duvarlara, ağaçlara asmışlar. Okuyoruz. Gitmişler. Ayrılmışlar. Özetle sürülmüşler. İzlerini bilmiyoruz. Son sözleri nedir bilmiyoruz. Son bakışları, duruşları nasıldı bilmiyoruz. Gittikleri köyde, şehirde ya da ülkede ne içerler? Ceplerinde ekmek paraları var mıdır? Dünkü 75’lik dedenin dediği gibi “üzerimdeki 4 yıllık” demişti. Ya gidenler ne giyerler, başlarını koyacakları sokacakları bir oda var mıdır? ‘Hayallerimizi…
-
Bizimkisi böyle…
Yaşar Kemal, Mustafa Kutlu, Mustafa Necati Sepetçioğlu’ndan ilhamla “Her cezaya razıyım, Kokunu bıraksınlar.” Hallerine bakmadılar. Adreslerini bırakmadılar. Sürükleye sürükleye götürdüler. Sürüklenenler arkalarına bakmadılar. Geriye de dönmediler. Gidenlerin çoğunu adını bilmiyoruz. Sürükleyenler kendileri biliyor. Gidenler gülümsüyor. Hiçbir mahbushane türküsü bu hali anlatmaz. Bir ayrılık hoyratında saklı değil. Derinlerde bir yerlerde yaşanıyor. Anlatamıyoruz, bahanemiz var. Hikayemiz derin. Öyle…
-
Beni düşüneceksin
Biraz sonra… Beni düşünüceksin. Ya ben… Bense birilerine kafayı takmışım. Hani şu iğrenç hakaretler eden adam(lar) var ya. Kapı komşunuz Bozların oğlu Murtaza ve sülalesi değil. Boyacı Habeş ve çırakları hiç değil. Tahmin edemezsin. Hani şu televziyon kanalına çıkıp Allah-Peygamber diyen adam var. O adam işte. Ağırın ağırı küfürleri bizi muhtara savurup duruyor. Üstelik bizim…
-
Müsade yok…
Biraz deli dolu yaşasak hayatı. Müsade yok. Şöyle dam başına çıkıp bağırasım geliyor. Biraz küfür, biraz sitem etmek istiyorum. Çocuklar karşıma dikiliyor: ‘Yaşından başından utan’ diyorlar. Biraz serseri olmak istiyorum. Sıradan kıyafetler giymek istiyorum. Hatta yırtık pantolonumu yama yapıp pazara gitmeye niyetleniyorum. Müsade etmiyorlar. Şu dünya bana dar geliyor, üf ulan üf!! Sana da üf…
-
Biraz dalgınlık var bu sıra
Biraz dalgınlık var bu sıra. Mesela eşin-dostun adını unutuyorum. Kıldığım namazın rekatlerini unutunca, üç-dört defa namazı tekrarladığım oluyor. Akşamları eve yürüyerek gidiyorum. Eve gelince arabayı arıyorum. İş yerinde bıraktığımı yemekten sonra hatırlıyorum. Dertten mi? Yoksa epeyce yaşlandık mı? Yoksa susmamız gerektiğinden herşeyi unutma yoluna mı gidiyoruz? Bizimkisi Biraz can sıkıntısı, denilecek cinsten değil. Şinasi de…
-
Susuverdik
Elimiz iki yanımızda divane kaldık. Sabri dayı konuşmuyor. Mikailin oğlu Mustafa selamımızı almıyor. Komşumuz Niğar teyze bize yavan yavan bakıyor. Hiç birşey yokmuş gibi davranıyorum. Dam yatmalarının tadı yok. Ay benimle muhabbeti kesti. Yıldızların gururları dolunayı geride bıraktı. Tadı yok meyan şerbetinin. Buzlu salata nedense hep tuzlu geliyor. Midemde sancı üstünü sancı. Kıvranmalarımı amcaoğlu Hakkı…