Kategori: Hepsi / All
-
YAŞIM 22 İDİ, ŞİMDİ YIL 2020 OLMUŞ.
Artık eskisi gibi üşümüyorum. Belki de çok üşümelerden üşümeyi unuttum. Bütün soğuk havalar üstüme pusular kurup gelse yine de üşümem. Alışkanlık kazandım galiba. Yine böyle bir Aralık ayıydı. Konya’dan İzmir’e giden bir kara trendeydim. Yolculuğumun sebebi elbette vardı. Yaşım o vakitler 22 idi. Sevdiğim bir yaş. Tıngır mıngırlığımın devam ettiği, kafamda tuhaflıkların esip durduğu yaşlardan…
-
ÇOKTANDIR DİYEMİYORDUM
İki aydan beri her gün değişen yaşadıklarımızı, yarım yamalak bildiklerimizi, sessiz ve yıkıla yıkıla gelen ayrılıklarımızı, bir ağustos öğlesinde gittiğimiz memleketi yine bir temmuz başı sıcağında terk edişimizi de kimseciklere diyemedim. Oysa binlerce kilometre ötede bir şehirde, bayrama düşen ayrılıklarımız bize kalmıştı. Yine o şehrin uzağında hastalıklarımız oldu. Sorulan soruları hüzünle cevap verişimizin ardından, bu…
-
SEYAHAT ETMEK VE ŞARKILAR

Bir zamanlar üç-dört ay boyunca sadece Cem Karacanın “Hep Kahır” şarkısını arabada ailece sürekli dinlemiştik. O zamanlar İstanbul’dan “ıraklar” diyarına yeni gelmiştik. Hala İstanbul’un, Gaziantep’in, Amasya’nın ve bilumum şehirlerin ve hatta köylerin kokusu üzerimizdeydi. Konuşunca İstanbul diyorduk, yemek yerken Antep, halaoğlu ve teyzeoğulu deyince de Amasya’nın serin rüzgarları odalarımızda ve yemek masalarında esiyordu. N. Hikmet’e…
-
ESİNTİLER
Yine akşam… Ve esintiler içimde… Durma yaz diyor… Yazıyorum. Doktor olup Somali’ye gidiyorum oradan Mali’ye geçiyorum. Sonra birileri bana engel oluyor. Yapacaklarımı yarım bırakıp başka ülkelere uçuyorum. Hiçbir şey durdurmayacak beni deyip yola koyuluyorum. Hatta hastalıklarım dahi bana mani olamıyor . Yine akşam… Yine içimde fırtınalar. Sen varsın, onlar var, öğrenciler var, sınıf var. Şafak…
-
BİR TÜRKÜ ESİNTİSİ
Uzun zamandır türkü dinlemiyordum. Sözler çok ağır geliyor ve neredeyse bütün türkülerde ayrılık, hasret, kavuşamama ve ölüm mevcut olduğundan -belli yaşı da geçince- hislenmek bir yana beden kaldırmıyor. Neşelisini de hüzünlüsünü de bir kenara koyup, klasik müzik ve hatta cazla idare etmek daha cazip geliyor. Fakat geçen Bedirhan Gökçenin ekibiyle paylaştığı bir türküyü – her nedense-…
-
EŞYA DOSTLUĞU

İnsanın ayrılmazları vardır ki, bu genelde eşyasıdır. Bu eşya bazen bir saat, bazen bir defter ve bazen de çanta olur. Yırtılasıya kadar ayağınızdan çıkarmadığınız ayakkabının, renk ve desenine aşık olduğunuz eşarbın ve paramparça olana kadar giydiğiniz yakasız bir gömleğin hikayeleri çoktur. Ve bu hikayeler çocukluktan başlar ve beyaz bir kıyafetle sonlanır. Hayatı çantalarla geçen biri…
-
BİTMEYEN AYSUN HÜZNÜ
Bir de Aysun vardır. Hikayesi bir bayram sabahı başlar. O bayram sabahı biraz delişmen, biraz kafam dağınıktı. O halin sebebi neydi bilmiyorum ama o hallerde yaptığımı gibi kendimi dağlara, yollara vurmuş ve o köye de uğramıştım. Kapı önünde öylece oturuyordu. Bencileyin canı sıkkındı. Fotoğrafını çektim ve tepki vermedi. Bir sene sonra da aynı pozisyonda buldum.…
-
BESTESİ, NOTASI OLMAYACAK HALLER
Ne Adem-Havva oğulları veya kızları görmüş veya birlikte yaşamaya mahkum olmuşsunuzdur. Zaman içinde kimilerine candan dua ederken, kimine de bilinç altındaki küfürlerin en kalitesini savurmuş Allah’a havale ettikleriniz ve kavgaya tutuştuklarınız da olmuştur. Bazılarıyla ise yirmili otuzlu yıllar düren dostluklar kurmuşsunuzdur. Aslında bunlardan bahsetmeyecektim. Hani şu sabah kahvaltısında illa yumurtalı çökelek olmazsa ve tabağında yedi…
-
İNANMAK VEYA İNANMAMAK
Güya toparlanıyorum. Güya herşeyim düzenli olacak. İnanmıyorum. Güya çok büyük projeler olacaktı. Ah gönlümü, ağrılarımı, beni yarı yolda bırakan ayaklarımı inandırsam. Yo yo.. İnanmalıyım. Herşeye rağmen. Hatta sana rağmen, Müzeyyen! Hatta bütün hastalıklara ve -güya- dostlara rağmen. Dost meselesini siz daha iyi bilirsiniz..
-
GÜYA TASARRUF EDİYORUM
Bu sıralar hayat tasarruf üzerine kurulu. Mesela evde yalancı pizza yapmak, farklı karışımlarla ev ekmeği pişirmek, çocukluk ve üniversite yıllarında yaptığım gibi şeker veya – çok sonraki yıllarda- süt şerbetine ekmek doğrayıp yalancı tatlılarla oyalanmak, hatta ikinci el kıyafet alıp -defalarca yıkadıktan sonra- giymek, ucuz market satışları kollamak, yırtılan sırt çantalarını diktirmek vesaire.. vesaire. Ama…