YAŞIM 22 İDİ, ŞİMDİ YIL 2020 OLMUŞ.

sdrArtık eskisi gibi üşümüyorum. Belki de çok üşümelerden üşümeyi unuttum. Bütün soğuk havalar üstüme pusular kurup gelse yine de üşümem. Alışkanlık kazandım galiba.

Yine böyle bir Aralık ayıydı. Konya’dan İzmir’e giden bir kara trendeydim. Yolculuğumun sebebi elbette vardı. Yaşım o vakitler 22 idi. Sevdiğim bir yaş. Tıngır mıngırlığımın devam ettiği, kafamda tuhaflıkların esip durduğu yaşlardan bir yaş. Öyle aşk falan da yoktu. Yemin ederim kimseye aşık değildim. İlla aşk arıyorsanız beş sene öncesinde Fotoğrafçı Kamil abinin beşinci kızı Müzeyyen’e bakmışlığım olmuştu. Bacım olsun! Öyle şimdikilerin baktığı gibi değil! İçimde kıpırtılar olmuştu ve öyle kalmıştı. Yıllar sonra o kıpırtıların sebebini anlamıştım ama çok geçti: Kamil abi vefat etmiş, Müzeyyen de evlenmiş, iki oğluyla caddede görmüştüm. Beni tanımıştı, ben de onu. O kadar işte. Müzeyyen nereden çıktı şimdi? Hatıralarımı çelik kasalarda saklamışken bunun çıkması çok iyi olmadı. Vallahi Müzeyyen’lik mesele yok. Müstakil mevzuydu; öyle kalmalı.

Yaşım yirmi iki demiştim. O vakte kadar hatalarım, günahlarım ucundan kıyısından sevaplarımız da olmuştu. Bir hatamı dile getirmem de öyle sakınca falan görmüyorum. Lanet olsun hata işte! Ne yapmıştım?

Konya’da bir otelde çalışıyordum. Adını da vereyim. Hotel Dergâh. Tam Selimiye Camisinin karşısı. Mevlana’nın karşısı desem mevzu derinleşecek. Denizin dibine girip çıkmak gibi zor olacak. İşte o otelde çalışıyordum Bir nevi staj için gelmiştim ama oranın çalışanı olarak mekân tutmuştum. Ufak tefek harçlığım çıkıyordu.

Otelin bir odasını diğer çalışan dört kişiyle paylaşıyordum. Herkesin yaptığı gibi ben de bir arkadaşımı daha doğrusu bir köylümü o odada misafir etmiştim. Arkadaş birkaç gün kaldı. Gideceği gün otel sahibi görmüş ve meseleyi öğrenmiş. Otel sahibine haber verilmesi gerektiğini işte o vakit öğrendim. Otel sahibi laflarıyla beni epeyce hırpaladı. Korsan bir iş yapmıştım. Basacak yer bulamadım. Laf yemeye oldum olası sevmem. Otelin yatağını yorganını kullanıyordum ve o yatakta arkadaşı yatırmıştım. Benim yerde yatmam bir şey ifade etmiyordu. Mal kimin?

Siz olsanız ne yapardınız? Özür mü dilerdiniz veya adama “Hakkını helal et abi” mi derdiniz? Ben bunun hiç birisini yapmadım. Her zamanki yolumdan gittim: “Eyvallah abi”, dedim. Nereye? Başta demiştim: Yolculuk İzmir’e doğruydu. Üşüyordum. Üzerimde beni üşütmeyecek yünlü parkam veya montum yoktu. Almayı düşünmemiştim. Kazandığım paraya memlekete göndermiştim. İzmir’e birileriyle görüşecektim. Barla’da bir otel varmış. Orada çalışmam mümkünmüş. İş temizmiş. Oraya çok ziyaretçi geliyormuş. Detayın bilmiyorum. Tren yolcuğu epey sürmüştü. Seksenlerden bahsediyorum. İşi verecek kişiyi buldum amma iş olmadı. Belki de beni beğenmediler. Haber vereceklerdi, vermediler. Öyle kaldı. Kendimi yere serili geniş naylon üzerine dökülmüş su gibi hissetim. Gelişi güzel akıyordum. Bu beş iş değiştirmemdi. Akacaktım. Bana bu işi tavsiye eden arkadaş bir yurtta memur olarak çalışacağımı söyledi. Hemence kabul ettim ve gittim. Neresi olduğunu söyleyip yeni bir kapı aralamak istemiyorum.

Yaşım yirmi iki. Sevdiğim iki rakamının yan yana bir kez yaşadım, o iki rakamın yan yana gelişini bir daha yaşamayacağım. Bir de her ne vakti Konya isimin duysam çok üşür ve utanırım. Yıllar sonra Konya’ya yolum uğramıştı ve elbette otele gittim. Otel sahibinden sağlam bir helallik isteyecektim. Adam vefat etmiş. Oğullarını buldum onlara durumu anlattım: Tebessüm ettiler.

Benim hayalim hala büyük. Çok büyük bir otel açmak arzum hala devam eder. İrili ufaklı konferansların, ilmi toplantıların ve spor kamplarının yapıldığı koca bir konaklama ötesi bir tesis. Hatta içinde öğrencilerin kütüphanesinde araştırmalar yaptığı bir eğitim tesisi. Zor. Galiba üşümeye başladım. Saat 00.18 olmuş. 2019 yılı 2020 dönmüş. Sahi şu işe bakın… iki tane iki yine yan yana gelmiş. Az önce gelmeyecek dediydim oysa. Kuran çarpsın şimdi fark ettim. Merhaba 2020.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir