Kategori: Denemeler
-
Bulaşık Yıkama Hareketi
“Aşağıda anlatılan hikayedeki şahıs isimleri kısmen doğru olmamakla birlikte yaşanmış sayabilirsiniz.” Bizim arvada bugünlere bir haller olmaya başladı. Tarladan-bahçeden gelince ilk yaptığı iş başına bir dolak ya da bir tülbent sarmak oluyor. İyice sarmalıyor, sonra kurşun yemiş bir asker gibi devrilip yer minderine kendini bırakıyor. Alah Allah, ne oluyor bu kadına. Ben senede iki…
-
Ekmeğimi Çamura Buladılar
Bugün birkaç densiz, kendini bilmez önümü kesti. Benden hesap sormaya başladılar. Vakit yatsıya yakın. Okuldan dönüyorum. Fırından bir sıcak ekmek almışım, hafiften atıştırıp yiyorum. Yağmur ciseliyor. Üstelik garibim. Ev arkdaşlarım fabrikada çalışıyor. İçlerinde sadece ben öğrenciyim. Onların paraları iyi kötü var, bana gelen babadan gelen birkaç kuruş. Şu lise bir bitsede fabrikada çalışmaya ben de…
-
Rızanın İtleri
Karaların Rıza’sı itlerini serbest bıraktığından beri içimden bir türlü dağa bahçeye gidesim gelmiyor. Sadece ben değil ‘it’ endişesi olan neredeyse bütün köylü bir korku içinde.Karaların Rızası neden böyle yaptı? Kime kızdı? Neden beş tane koca iti ahaliye musallat olacağını bile bile bu işe girişti sormaya cesaret edemedim. Sadece ben değil, köylünün hiçbirisi it lafını telâfuz…
-
İki Yağmur Damlasının Yarım Kalmış Hikayesi
Buralarda yağmur rahmeti var. Rahmet kendini herşeyiyle hissetiriyor. Sağımız solumuz, yüreğimiz temizleniyor. Temennim sevgili yurdumda da Rahmet esintileriyle irinlerin, pisliklerin temizlenmesi. Daha önce bahsettiğim gibi siyasi yazılardan, yorumlardan haz etmiyorum. Bizi siyaset çok ilgilendirse de hayatın kendisinde daha da önemli işler, şahıslar olduğu kanaatindeyim. Sürekli gündemin değiştiği bu alemde değişmeyen olaylar zinciri var: hastalıklar, işsizlikler,…
-
Gurbet Çilesi, Sıla Hüznü Arasında Gel Gitler
İnsan her zaman hasretini çektiği topraklara methiyeler düzmesi beklenir. Bunun her zaman yapılması fıtrata ters olmalı. Olmadık zamanda ummadık şahıslarla yaptığınız tartışmalar ve sonrasında gelen kavgalarınız sizi üzer, yıpratır. Kana kana havasını teneffüs ettiğiniz memleket toprağı size birden yabancılaşır. Kaçmak için sebebler ararısınız. Tadına doyulmaz yemekler tatsız, dost muhabbetleri baş ağrıtır. Elinizde imkan varsa yapacağınız…
-
İstemek (Peyami Safa)
Peyami Safa hayatımda önemli bir tutar. Daha orta ikinci sınıfta iken bir vesile ile onun birkaç kitabı ile tanışmıştım. Onun kitapları hayatıma giren ilk kitaplardı. Daha sonraki yıllarımda da yazarımızın Dokuzuncu Hariciye Koğuşu’nu aralıklarla okumuş; Yalnızız kitabından ise ayrı bir tad almışımdır. Kitapta geçen “Biz, hepimiz sadece kendimizi düşündüğümüz için yalnızız ve yalnız kalacağız” cümlesi ise…
-
Bugün ve Geçmişin Saykileri
28.2.2011- Erbil Buralar biraz karışık gibi. Rüyalar karışık, düşünceler karışık. Siyah, beyaz hayatlar çok. Annesini, babasını kaybetmiş gençler, çocuklar; hastalıklar ve sonrasında erken yaşta vefat edenler. Yoklukluklar, soru işaretli bir gelecek. Ufuksuz, ufuk bekleyen bir nesil. Dağın arkasında ne var; bilinmezlikler. Elektrik ciddi mesele. Altyapı henüz yok. Geçmişe çeşit çeşit özlem. Bu düzene isyanlar da var.…
-
Yazmanın Neresindeyiz?
Yazmak, tutkunun ötesinde bir beyin sancısıdır. Yazmak, bir duygunun, davanın anlatılmasının en keskin silahıdır. Fikirler, davalar ve gönül fırtınaları ya yazılmasalardı? Bir gece yarısı ansızın, vakitsiz ve halsiz uyanırsınız. Başınızı koyduğunuz yastık, altınızdaki döşek size diken olur. Sebebini bulmakta gecikmezsiniz. Gecenin bir deminde sizi uyandıran, bir gün önce sokakta gördüğünüz bir çocuğun mahsun duruşunun…
-
Çocuklarımız
“Her yemek bir saygıdır.” M – 3 yaş. “Oh be! Hayat ne güzel baba.” M 7 yaş. “İnsan sevdiğini üzmemeli.““Hiç kimse ile dalga geçme!” “İçme suyunun kralı zemzemdir.” “En güzel koku Peygamberimizin kokusudur.” M 8 Yaş. Şubat 2011 Not: Çocuklarımıza ne kadar önem veriyoruz? Kaç yaşından itibaren onlara kitap okumaya başlıyoruz? Değerli olduklarını ne kadar hissettiriyoruz?…
-
Eminin Ayakkabısı
Vakti zamanında Amasya’dan bizim delikanlı Emin’e aldığımız bir ayakkabı var ki, ayağından çıkarmaz oldu. Okula, bakkala , cumaları camiiye giderken varsa yoksa bu ayakkabı. Top oynarken tek giydiği bu ayakkabı. Ondan daha kaliteli bir ayakkabısı var, yüzüne baktığı yok. Üç ay böyle geçti. Herşeyin bir ömrü gibi ayakkabının da sonu gelmeye başladı. Önce uçları ayrıldı,…