Kategori: Denemeler
-
Yaşıyoruz İşte 1
Söylenmiş, söylenmemiş ne kadar duygu, hasaslık varsa hepsi bir yana, ömürlerimiz geçiyor işte. Tartısı ağır ya da hafif ne kadar duygu, hırs, arzu varsa onlar da bitiyor işte. Hiç bir yere sığdıramadığımız fikirlerimiz, çekişmelerimiz, divanece peşine düştüğümüz taleplerimiz de bir yerde duruyor, elimiz kolumuz bağlı kalıyor. Şiirlerin, sözlerin, şarkıların en güzelini en ağdalısını yazmaya, bestelemeye…
-
Kalemin Yazmadığı Anlar Olur..
Kalemin yazmadığı, hislerin kendini kaybettiği anlar olur. Bazı anlarda bir halden başka bir hale girer, hayata farklı bakarsınız. Yediğiniz yemeklerin tatlarını almazsınız. Çevrenizde insanların şakaları, gülmelerı, mal-mülk hakkında konuşmaları size garip gelir. Bu anlarda yüreğinize karlar yağıyordur. Kalbinize harlı bir kılıç saplanır gibi olur. Gidecek, sığınacak bir yer ararsınız. Gidersiniz; lakin orası da size tat…
-
Bugün Pazar
Bugün Pazar Bugün Pazar. Burada haftanın ilk günü. Bizim iki delikanlı evde. Hastalar. Birisinin boğazında problem, birisinde mide bulantısı ve ötesi. Birisine sakız çiğnetip duruyorum, diğerine bal şerbeti içiriyorum. Beş altı yıldan beri koruyucu hekimlikte tek yeğane ilacımızı çörekotu bal karışımını sabah ve akşam veriyoruz. Pekmez ve zeytinyağı karışımı ise hanımın vazgeçilmezlerden. Hanımı ilkdefa antibiyotik…
-
Bir Vefa Hikayesinde Kesişen ya da Kopuk Yıllar
Aşağıda anlatılan hikaye genel itibari ile yaşanmıştır. Ağustos, doğum günüme üç gün kalmış. O vakitler doğum günü, anneler günü nedir bilmezdik. Niye başladım böyle yazıya bilmiyorum. Hiç kutlanmamış doğum günüm olduğundan olsa gerek, böyle oldu. Hava sıcak mı sıcak. Yaşım 13 ya da 14 okulu erken tatil etmişim. Annemin karşısına dikildim: “Babama söyle, ben artık okumayacağım.”…
-
Bugünlerde Çok Hastayım
Bugünlerde çok hastayım. Biliyorum bunu sen bilmeyecek, duymayacak, bir geçmiş olsun dahi diyemeyeceksin. Ben hastalıklarımı çocuklardan dahi saklıyorum. Söylenmedik, bestelenmedik bütün türkülerimle beraber, halimi kimseciklere duyurmadan için için eriyerek yaşıyorum. Her hastalığım da olduğu gibi yine kendi başıma pirinç lapası yapacağım, belki anama telefon edip o bu durumda ne yapardı diye sorarken onu üzmemek için…
-
İhtiyarlar ve Keller
Aşağıdaki hikayede geçen karakterlerin hepsi birebir doğrudur. Geçen olay(lar) ise kısmen kurgudur. Çoğu vefat etmiş bu karakterlere Allah’tan rahmet dilerken, yaşayanlara da uzun ömürler. (mağpak) Anlı şanlı , ünü Kebercebel’e, Tılfar’a, Çanakçı gibi bütün civar köylere ve cümle kasabalara yayılmış, kimseyi kapısından çalıştırmadan, öğüt vermeden göndermeyen bizim köyün ‘mıhtarı’ Hacı Kiya, yine söyleyeceğini söylemiş. Burası…
-
Beşinci Kat Senfonisi
Okunan kitapların harfleri, kelimeleri ve sonrasında konulan emanet noktalar mahzun. Çiçekler sıra sıra dizilmiş. Onlara bakan iki gözün hasretiyle boyunları bükük; mahzunluğun mahkumu olmuş gibi eski günlerin hayal dünyası içlerine sinmiş. Dikişsiz halıda ayak izleri birbirine karışmış, alın izlerinin mührü okunmakta, sûzinak makamında nefeslerin hicranı gizliden duyulmakta. O zamanlardan kalan hisler sinmiş koltuklara,…
-
Sen Okula Başladın
Sen bugün okula başlıyorsun. Daha dün, güller gülü yüzündeki aydınlıkla bir sıcak Mart günü tanışmıştık. O günden bu yana altı yıl nasılda geçti. Senin ilk cilveli gülümsemelerin, ilk anlamlı anlamsız ses çıkartmaların unutulduda şimdi sen okula başladın. Bugün saçların tel tel tarandı, örgüler yapıldı, tokalarınının en güzeli takıldı. Aynaya defalarca baktın. Etekli kıyafetin sana ne…
-
Biraz Siyaset Olsun
Sen nereden bileceksin. Nereden bileceksin buraları. Mesela Basra’yı ve mesela Soran’ı ve hatta Bağdat’ı nereden bileceksin. Tiran’a, Venezuala’ya yolun düştü mü? Buralarda nefes nefese koşturmaları, yapılanlar, hayalleri daha önce yapılmış hedefleri, tarifini hiç bir sıfat kelimesine sığmayacak fedâkarlıkları ve gönül koymaksızın yola düşmelerdeki inceliği sen nereden bileceksin. Haberin bile olsa da küçümseyeceksin. Mâniler, engeller koymak…
-
Bayramlık 1: Babam, Dedem, Bayram
Babam, Dedem, Bayram Bayram. Evimiz yok. Bu ev bize ait değil, dedemlerin. Soframız, leğenimiz, paylaştığımız tahta yada demir kaşık bir. Bu evin avlusu kocaman. Defalarca yuvarlanıp, başımı yaraladığım merdivenlerini bir türlü sayamadım. Odaları epeyce: Ocaklık, zahire odası, yemek yediğimiz yani bütün ailenin biraraya geldiği oda, amcalarımın yattığı penceresi ışıksız iç oda ve birkaç oda daha…