Kategori: Ayaküstü Yazılar
-
Teşekkürler Mis Amasya Tur
Dün saat 14.30’da Ankara’dan hareket eden 34 AV 880 plakalı otobusünüzle seyehat ettim. Namaz hususunda (çok azda) hasasiyetim olduğundan muavin arkadaştan mola yerini öğrenmek istedim. Sungurlu deyince. Namazımın kaçacağını ifade ettim. Eğer mümkünse 1-2 dakikalık uygun bir yerde durup durmayacaklarını sordum. Muavin arkadaş nezaketle “olur abi bir sorayım” dedi. Kısa bir süre sonra otobüs yol…
-
Köprünün Üstünde
“Sancılı insanlar heryerde aynı. İnanç, sevda, yokluk konularında farklı ızdırapları yaşayan insanoğlu, duygularını bazen müzik, bazen şiir ve çoğu zaman da yazı ile anlatırlar. Kaleminiz güçlü ise dokundurursunuz. Zayıf ise türkü dinletirir ya da benim gibi alıntı şiirlerle idare edersiniz. Sahi insanoğlunun duruşu, bakışı, görüşü ne kadar sizi ele verir? Yazılanlar yazarını ne kadar anlatır?…
-
Cülha Mamet ya da Mehmet Dede Duruşu
Yaşım henüz on. Yıl, yıllardan biri. Köyümüze elektrik getirilmemiş. Radyo ise birkaç evde var. Biriside bizde. Tek bir istasyon mahkumuyuz ama güzel bir mahkumiyet. Akşamları saat sekizde radyo tiyatrosunu, sabahları ise türküleri dinlemenin ayrıcalığını yaşama bir başka idi. Anlatacağım mevzû bu değil. Aradan bilmem kaç yıl geçmesine rağmen unutamadığım bir radyo tiyatrosu hiç değildir.…
-
Yazmalıyız veya Kim Yazmalı..
M. Yılmaz Kardeşime, Öyle bir yazmalıydım ki. Bir kul ne kadar yazabilirse o kadar. Bir öğretmen, bir baba nasıl yazabilirse. Ya sen kıymetli kardeşim, arkadaşım, dostum! Sen de bu işte yoksun. Sen de yazmıyorsun. Üç günlük ömür diyorsun. Peki harfleri, kelimeleri kim kullanıyor. Kimler zehirliyor beyinleri, duyguları. Ben de sen de yazmayalım öyle mi? İşin…
-
Hüzün Ne Ki?
Tamirci çırağı iken ikindi vakitleri parasızlıktan yiyemediğim ciğer dürümleri hüznü bana tattırdı. Lise birinci sınıfta iken giydiğim siyah Trabzon lastiği ile okula gittiğim gündü hüzün. Ve o yıl spor ayakkabımız olmadığı için bir kaç arkadaş ile beden eğitimi dersine alınmadığımız o saatler bize hüzünden nefret ettirdi. Hüzün hergün. Hüzün aranmaz, hüzün yaşanır. Hüzünü bakışlarda görmek…
-
Lütfûya Bacı
Bu işler, ah bu işler. Bitmeyen, yontulmayan ve bir türlü harmanı yapılmayan işler. Ne kadar da çokmuş. Başım belâsı duygularım da çok ki çok. Ama onları da yazamıyorum. Yabani, gelişmemiş duygular bir tarafa Lütfuya Bacıyı bile yazamıyorum. Yemin ederim hergün aklımdan geçiyor. Hatta onunla beraber kara koyunu ak koyunu otlatmaya gidiyorum, dönüşte çuvallar dolusu yonca…
-
Yani Sen Yoksun Diye
Yani sen yoksun diye ben gidemediğim dağıma, yokuşların yokuşu köyümün Ağbayırına, bahçemde yuva yapıp bir türlü yumurtasına sahip çıkmayan kumruya, bana küsen Sabriye Teyzeye, beni gurbet ellerde üzen dostlara ve mesela mesai arkadaşlarına, yemeklerini yemede binbir türlü sıkıntı çıkaran çocuklara, defalarca söylendiği halde birkaç kağıtlık işi yapmayan endamından geçilmeyen yükseklisanlı, doktoralı koca adamlara ve hatta…
-
Gecenin Ortasındayım –
Dar Zaman Yazıları Gecenin tam ortasında durmuşum. Gitmelerin, gelmelerin, ayrılık zamanlarının ucunda kenarında dolanmaktayım. Çobanların yaylaya çıkma zamanının biraz öncesinde, şebnemlerin yaprakları incitmeden düşme anlarında şafak zamanındayım. Askere gidecek bir delikanlının uykusuz gecesinde, yavrusunu süt emziren annenin uykusunu bölen halin buruk tadındayım. Her gece sırılsıklam gezdirdiğim gençlik sevdamın lezzetinde; ötelere gitmelerin acımsı, kararsızlığının…
-
Bir Deli Rüzgar..
Başımda esen bir deli rüzgar ki estikçe esiyor. Estikçe beni alıp dağlar ötesinden de öteye götürüyor. Kimselere demeden kendimde yaşıyorum. O bakışlara, o duruşlara, o gecelere o rüzgarlarla beraber gidiyorum. O ormandaki küçücük gölde ışıkların oynayışı, o yürüyüş o dua zamanı duruşu… Yani dostlar bu sözleri nereye ve niçin çekerseniz çekin, bir deli rüzgar başımda…