Kategori: Ayaküstü Yazılar
-
Gece Yazıları
Yurdumda Miraç kutlanıyor. Erbil ben gibi sessiz. Nefesimleyim. Senli duygular beni bırakmıyorken kalemim yazıyor.. Seni sende dinlemeliyim ey yar. Sana koşmalıyım. Sende olmalıyım. Ben hergün seni yazmalıyım. Seni düşünmeden geçen her günün hesabını bir şekilde vermeliyim. Güneş batımında, doğumunda ve hatta gecenin bir vaktinde haydi deyip seninle yola düşmeliyiz. Seni seyretmeli, senden gelen ışıklarla aydınlanmalı…
-
Yorgun Düşmemeli…
Teneffüs aralarında seni solukluyorum. Sesinin geldiği diyarların kokusunu içime çekmek istiyorum. Penceremin tek manzarası zeytin ağacının her bir yaprağında seni görüyorum. Bir yandan da günbe gün yoruluyorum; takatsizim. Öğrenciler, kitaplar, sınavlar, yapılmayan sekreterlik işleri ve tabii bir de sen yoruyorsun beni. Sen yani beynimde taşımaktan bitkin düştüğüm kabaltı, kayabaşı üstü ayrılığısın. Sen yani hergün aklımdan…
-
Gitmeler
‘Arabesk Denemeler’ Kapıyı çarptın da ne oldu? Dünya malının hepsini mi kazandın? Ben sessizliğe ve hatta sensizliğie zaten mahkumum. Bensiz başın çok mu dik? Üsküdar vapuruna bensiz binerken, küçük simit parçalarını bensiz martılara atarken mutlu musun? Ankara’da Hacı Baba’da her ayın ilk gününde yediğin künefenin sıcaklığını ve tadını bir başka mı hissedersin? Ben sensiz de…
-
Dalga Geçenler
Bugünlerde ‘eksik’ adlı şarkıyı dinleyip duruyorum. Yine hasretler, yine gitmeler, ayrılıklar ve ötesi. Oysa ben ne onu ne bunu yazacaktım. Bizi aldatanları, dalga geçenleri biraz siyasi telden yazmayı istiyordum. Bizimle dalga geçenler kimdir? Hergün karşılaşıyorsunuz farkında değil misiniz? Mesela adam Hakkari’ye makarna fabrikası kurmak istiyor ve bunu proje olarak sunuyor. Adamın başka derdi var anladık…
-
Yazılar…
Yazılar silinirse okuyanlar öksüz kalır… Bazı yazarlar yazdıkları kitapları zaman zaman çöpe atarlarmış. Bazen de yayınlamaz bir köşeye bırakırlar; umursamazlarmış. Ama yıllar sonra o kitap ve makaleleri mirasçıları sandıklardan çıkartır ve yayınlarlarmış. Yazar bir daha meşhur olurmuş. Benim ya da sizin öyle bir derdimiz yok. Biz yazarız. Okuyan alır mesajını.
-
Gülmedi Gitti…
gül gül dedi bülbül güle; gül gülmedi gitti bülbül güle gül bülbüle yar olmadı gitti…
-
Anamın Köfteleri
‘Öyle Bir Geçer Zaman Ki’ dizisini kaçamak vakitlerde seyrederken…. Yıllarca anam köfteyi yaptı biz yedik. Biz yedikçe anam yoğurmadan bıkmadı. Anam, köftenin her türlüsünü yapardı: Mercimekli, yağlı, çiğ, eşkili ve bilemediklerim. Ne zahmetli bir iş olduğunu leğen başına oturana kadar ta bilemedim. Anam öğretmedi bana köfte yapmayı. Ne zaman yurttan yuvadan ayrı kaldım, ne zaman…
-
Yazamamak..
Öncesinde savruk yazıyordum. Kendime idi yazdıklarım. İçimde büyütüyordum. Mutluydum. Şimdi yazılarım mutsuz gibi geliyor bana. Üzerlerine gidemiyorum. Şimdilerde kelimelerin ölçülü çıkması gerekiyor. Oysa “Sen yoksun” derken, bu birçok kişiyi ifade edebiliyordu. Şimdi onu da diyemiyorum. Yılmaz Erdoğan veya İbrahim Sadri vari, “Ben aslında seni hiç sevmedim” desem birçok insan alınacak. Hatta bunları size yazarken de yanlış anlaşılmaktan korkuyorum. Anlayacağınız…
-
Esinti…
Kilit, Konak ve Üçler Yediler Kırklarla dostluğumuz olmuştu, gündüz ve gecelerimiz Balaban Bey’le kervansaray yollarında, hanlarda geçmişti. Ben bende değildim; sınır boylarında Orhan Bey ve Nilüfer Hatun sofralarındaydım. Ulu Camii yapılırken bir başka ufuklardaydık, atlarımızı Süleyman Şahla denize sürerken Rehberimiz hep bizimleydi. Ve ötesinde Tarık bin Ziyadla Endülüs toprağına ayağımızı basmış, peşinden gemilerimizi bir bir…
-
Dün.
Dün pazardı. Yine Emin vardı. Dün pazardı ve herkes evinde idi. Dün Eminle ben sokakta yürüme talimi yaptık. Dün herkes kendi sofrasında iken ben sadece önceki günden kalan balık ve Emin’nin arta kalan yemeklerini yedim. Dün gündüz vakti Emin hep uyudu ve uyudu. Gecede geç yattı. Dün Eminle iken anamla konuştum. Dün anam hastalık anlattı.…