Kategori: Yazılar
-
DEDEM, KARDEŞİM, VESAİRE
Dedemi kaybettiğim günden beri ve en küçük kız kardeşimin bizi terkedişi sonrası (o şair gibi) canım çekip gitmek istiyor. Hoyratlığım, sertliğim ve bunların zıtlığında hassas kırınganlığım artıkça artıyor. Bu haller içinde proje, STEM falan diyoruz. Okul projesi, şehir projesi ve sonrasında ülke ve ülkelerarası hayallerimiz bizi kendilerine kilitliyorlar. Dedem demiştim… Zaman zaman onun hatıraları konuşmalarımızda…
-
DURUŞUN
O hastahane merdiveni başında biraz daha dursaydın. Biraz daha bakışsaydık. Bileklerinde soğuk renkli çelik kelepçe. İki yanında iki sessiz jandarma. Nasılsın diyemedim. Kelimeler ah o kelimeler, sustular. Kalbin de hastaymış. Ya benim kalbim? Hazan köprülerinde ezilen, yerden yere vurulan bitmeyen ve bitmeyecek olan hüzünler, sürekli terleten mevsimler ve sadece bakışın. O merdiven başında kıpırdamadan öylece…
-
BEŞ DAKİKA
Beş dakikalık görüşmelerimizde neler diyebilirim sana? Ah yüreğim ve o hasretler… Nasıl taşırsınız beni? Ah şu beş dakika. Kaybettiklerimiz. Gidenler. Ümitlerimiz. Ve bunların niyatinde kırgın duruşlarımız. Ama sana yine de özet geçeyim: Bu yıl bahçemizdeki portakal ağacı çiçek vermedi. Hortum hala kısa geliyor. Bütün bahçeyi sulamak zor olsa da bir şekilde yapıyorum. Geçen nisan ayında…
-
DEDİN, DEMİŞTİM, DİYORLAR
Çoktan beri göremedik birbirimizi. Hayat işte deyip duruyordun. Bense ‘öyle de geçer böyle de demek olmuyor’ diyordum. Yıkılıyoruz diyor bazı dostlar. Çok şey diyorlar… Yorgunum bugün de… Evin yolunu tutmuşum. Bir omzumda çantam, bir elimde poşet dolusu defter. Her defterde uzun yazılar, kontrol ister. Nedir derdim bilmiyorum. İşin özü bu anlayacağın…
-
ÖZLEMEK
Özlemek kelimesi artık garip geliyor. Hiç gelmeyecek, yaşanmayacak günleri özlemek nasıl bir duygudur? Vurgun yemişiz; daha neyi özleyeceğiz? Güzel günleri mi özleyelim? Güzel günler nedir? Biz güzel günleri yaşamadık ki bilelim. Çocukluğumuz, gençliğimiz fakr-u zaruret içinde geçti. İş sahibi olduktan sonra kendimizi toparlamaya çalışmışken başka meseleler çıktı. Eşya taksidi, ev ödemeleri… hastalıklar. Ve hep gurbet.…
-
İŞ GÖREN TAHTALAR
Altı sene önce okula gelen malzemelerin tahta sandıkları dağıtıldı. Epeyce almıştım. Bir kısmı ile kendime kitaplık yaptım. Gizerin (su ısıtıcısı) olduğu yere bir malzeme rafı yaptım. Merdiven altını da unutmadım. Raf işte. Biraz saçma sapan dursa da altı yıl bizi idare ettiler. Kalan tahta üzerinde ise bir yaz yattım. Üzerine bir kilim sermek yetti. “İçerde yatanlarla”…
-
BOYASIZ ODA
Ev boyamak mesele. Yedi sene oturduktan sonra salonu, ‘yatakhaneyi’ ve mutfağı boyadım. Tam yatakhaneyi boyarken ‘Banyoyu ne zaman boyayacaksın?” sorusu beynime çakıldı. Bir işi yaparken, başka bir işin buyurulması… Al işte. Bu soru üzerine banyoyu boyamaktan vazgeçtim. Hala banyo tavanı yeşilimtrak duruyor. Bir de çalışma odası olarak kullandığım ve kış ve serin günlerde yattığım bir…
-
KAPI ZIRZASI
Biz ona zırza deriz. Kapı zinciri, sürgüsü, kapı rezesi, menteşesi diyen de olur. Evimiz epeyce eski. Öyle diyorlar. 40-50 yıllık falan. Verilen beş anahtardan ancak bir tanesi çalışıyor. Evde giyinip, soyunmak ayrı bir olay. Çözüm? Önce kocaman bir ‘zırza’ aldım. Kapıya çakmak için epeyce uğraştım bir türlü denk gelmedi. Vida tutmadı. Kapının tahtası ayrıldı. Anlayacağınız…
-
ÖMRÜMÜZÜN MERHABALARI
Sarsıntılı günlerden uzakta, toza-çamura bulanmadan dostlara merhaba demek vardı. Tahta pencereden bakarken, bir teneke soba başında ısınırken gönlünüzdekine merhaba demek vardı. Ankara kütüphanesinde kitap ararken, Hacettepe otobüslerinde yan yan oturduğunuz dostlarınıza defalarca merhaba demek ne güzeldi. Bunun gerisinde bir marangoz ustasına korka korka merhabalar demenin zorluğuyla işe başlamak. Gece zifire karanlıkta Şeytan Deresi’nden geçerken içinizdeki…
-
ÇOK ŞEY OLUYOR
Çok şey oluyor. Hazan mevsimindeyiz. Yapraklar bir bir düşüyor. Ağaçlar çok sessiz. Hayatında kitap kapağı açmamışların oranı yüzde 50’yi bulan ülkelerde ne tür bir gelişme beklenir. Bence ülkem insanı sadece ekmek peynir yesin… Dolara falan hiç ihtiyacımız olmaz. Bu bakımdan bol hayvan beslemeli, buğday, yulaf ekmeli!!! Gecenin bir vaktinde keder var… İçin neyse dışın o…