Kategori: 30 Gün
-
Seviye Belirleme Sınav sonrası
Hepsi heyecanlıydı. Şaklava denilen bölgede bir okulda okuyorlardı. Okullarının dizaynı güzel olsa da sınıfları küçüktü. Klasik sınıflar yani: otuz kişilik. Konuşmamız yarım kaldı. Ben onların onlar da benim dilimi bilmiyordu. Yarım yamalak İngilizcemizle anlaşmaya çalıştık. Kısaca heyecan doluydular.
-
Kitap Okumaları
Ortaokul birinci sınıfta kitap okumaya Kerime Nadir ile başlamıştım. Bu arada Kara Murat, Tarkan ve Seksek dergileri işe okumalarıma ayrı bir sayfa açmıştı. Okumalarım orta okul ikinci sınıfta Peyami Safa ile devam etti. O yaşlarda bana Peyami Safanın kitapları ağır gelse de okuyordum. Bana hitap eden, yaşıma uygun kitaplar alamıyordum: Imkanlarımız sınırlı, evde kitaplığımız yoktu.…
-
Hayalimdeki Bina
Learning Center binası diyemeyeceğim. Bu binanın bir odacık kısmı şimdilik kullanılmakta. İçinde kitap okuma dışnda çeşitli faaliyetlerin yapıldığı bu tür merkezlerin yaygınlaşması elzem. Keşke bütün okullarda böyle bir merkez bulunsa.
-
Sınıf
Sınıfta masam. Laptop, kamera, sinevizyon, kalem çantası, sözlük. Biraz dağınık olduğumu bu resimden anladım. Ceketim sandalye üzerine atılmış, ses sistemi yerde serpilmiş. Ama ders güzel gitmekte. Sonrası Allah Kerim.
-
Yıkılan Duvar ve Su Deposu
İnşaat esnasında korktuğumuz başımıza geldi. İşçiler nasıl ettiyse duvarı yıkmalarına ramak kaldı. Benim onlarla anlaşacak kadar dilim yok. Hanım epeyce konuştu. Ne kadar anlaştıysalar. Su depomuz iki taneydi. Birinin altı iki sene önce delinmişti. Bu vesile ile belki yenisini alırım.
-
2012 İstatistikleri
WordPress.com istatistik yardımcı maymunları bu blog için bir 2012 yıllık raporu hazırladılar. İşte bir alıntı: 2012 Cannes Film Festivaline 4.329 film gönderildi. Bu blog, 2012 içinde yaklaşık 15.000 kez görüntülenmiş. Eğer her görüntülenen bir film olsaydı, bu blog 3 Film Festivaline ev sahipliği yapardı Raporun tamamını görmek için buraya tıklayın.
-
http://fezalar.wordpress.com
-
Konya Garında
Birgün bırakıp gideceğini nereden bileydim. Hummalı duygularımı tersyüz edip uzaklarında uzağına gidişini duyuşum; yıkılışım. Soğuk bir Mart akşamıydı. Eski Konya Garından İzmir’e doğru birbaşıma yola çıktığım o vakitte sen yine yanımda yoktun. Sen günler öncesinde gölgeni dahi sürükleyip götürmüştün. Tren soğuktu, kompartman soğuktu, yolcular kendi halinde, benden beter üşüyorlardı. Birazda açtım. Gün boyu yemek…
-
Gitmeler Üzerine
Yıllar önce güzel kalpli bir dost için yazdığım “Vedâ” yazısını çıkınımda buldum. Zamanlı ya da zamansız. VEDÂSIZ DÖNMELER Şimdi gitmenin tam zamanıdır, Hızır! Ardı sıra bakmadan gitmek ve hiç dönmemek. Ama ben, hiç arzu etmesem de yine döneceğim. Aynı hüzün türkülerini okuyacağım. Yıllardan beri yaptığım gibi, yine ötelere hasretimi bıkmadan usanmadan kendi başıma dillendireceğim. Sanki…
-
Yazdan Kalma Bir Yazı
Bir uzun hava türkü olmuşum. Dağlardan gelirim hey bre hey, hey! Sesim her tarafı inletir. Savurmuşum kendimi ikindi rüzgarına. Bu ova benim, bu tepeler benim. Şu kanadı kırık serçe, şu estire estire savurulan arıkuşu benim. Şu dalları kaygan, meyvesi kaygan ceviz ağacı sarsılıp toplanmak ister, gözü bende. Harmandaki atlar kuyruklarını sallar durur. Su beklerler. Hey…