Kategori: Memleket Havaları
-
Sonbahar Gelince
Benim için mevsimlerin tek adı vardır: sonbahar. Dedemin Ardından Ak saçlı dedemi bir sonbahar günü kuşluk vaktinde kaybetmişim. Her yaz üstünde diz dize oturduğumuz taht sahipsiz şimdi. Dört mevsim gezdiği bahçe her dem hazana mahkum. Yapraklarını bir bir döken ağaçlar yetim şimdi. Vakit yine sonbahardır, ağaçlar ayrılık sarısına döşenmiş. O ağaçlara, o kırık…
-
Açma Ekmek
Çocukluk ve gençliğimde evimizin tek ekmeği açma ekmekti. Şimdi adını lavaş koymuşlar. “Google” amcaya sordum “Nedir bu lavaş?” Cevap çoktan hazırdı: Arap ülkeleri ve pek çok uzak doğu ülkelerinde yapılan bazlama tipi ekmeğe benzeyen içi boş ince duvarlı yuvarlak bir ekmektir. Pek çok ülkede sandviç ekmeği gibi içinde çeşitli malzemeler konulup satılır. Arap ülkelerinde lavaş…
-
Laf
Şikayetim sana değil. Sana lafım da yok bilesin. Diyeceğim: Receplerin Oğlu Müslüm ile Sabahatlerin kızı Kezban Bacı, yaptıklarıma kafayı takmışlar. “Onun yaptıklarının en alasını biz yapıyoruz” demişler. Kendimce yaptığım bahçe onarmasına, ektiğime, diktiğime ve biçtiğime koca koca laf etmişler. Amasya’dan ve hatta İzmir Kemalpaşa’dan getirdiğim kiraz fidanlarına dahi epeyce sağlı sollu laf kondurmuşlar. Efendim burası…
-
Çıban
Culuk Salih’in oğlu Metin’in evlenmesinden sekiz gün sonraydı. Düğün gecesi yorgunluktan bitene kadar saklambaç oynamıştık. Atılan silahların boş kovanları toplamış, kafamıza esince halaya kuyruk olmuştuk. Düğün ertesi Metin ağamı çift sürmekten gelirken görmüştüm. Daha bir gün önce siyah elbise giyen o adam şimdi bir at üzerinde işten geliyordu. Neyse. Cıngarak Kamil’i attan düşmesinden iki gün…
-
Gazel Zamanı: Son Bahar
İşte o zaman bu zaman. Sesin soluğun çıkmadığı, sadece yaprakların seslerini hissettiğimiz o dem. Sonbaharı yazmak, sonbaharda başka alemlerin kucağında ısınmak. Mevsimlerin arasından sıyrılıp kendi sonbaharını hatırlamak. Bir ah çekmek, çok derinden inlemek. Sonbaharda seni düşünmek. Sonbaharda bıkçı bıçağı ile kestiğim işaret parmağımın acısını hissederek yaşamak. Yaşım ondur. Elime bir çuval ve birde ot bıçağı…
-
Gidemiyorum İşte!
Onların hiçbirisi yok. O köye belki bu yüzden gidemiyorum. Bu yüzden işi gücü bıraktım onları yazmak içimden geldi. Onlarla bahçelere şafak vakitlerinde süzülmek istedim. Elimde çamurlu kürekle bahçeyi, tarlayı sularken onlarla gezmeyi çok arzu ettim. İkindi serinliğinde yemyeşil, buğulu yonca otunu heybeye doldurduktan sonra beş on tane yeşil eriği “yağlığıma” sarıp yola düşmek istedim. Lakin…
-
Mutluluk Mekânı
Geçen gün Şahin Dayı’ya köy çıkışındaki yolda rastladım. İki eliyle kavradığı “zibil” arabası, dilinde eskilerden bir türkü yavaş yavaş gidiyordu. Genişlerden geniş, kirli pantolonu ve üzerine kırmızı, mor renklerin cümbüşünde giydiği çoban gömleği içinde Şahin Dayı’nın mutluluğuna diyecek yoktu. Selam verdim, selam aldı. Birbirimizin halini-hatırını sorduk. Şükür dedi. Evdeki ineğinin hala süt verdiğinden, beş koyundan…
-
Yollar Uzun
Yollar uzun. Amasya – Erbil arası düştük yola. Bu yıl rotamız değişti. Can sıkıcı meseleler. İnsanların birbirlerine olan tahammülsüz halleri yönümüzü değiştirmenize sebebiyet verdi. Amasya, Tokat, Sivas derken Malatya yolu için seçim yapmak zorunda kaldık. Ergani – Gürün yolları arasında tercih yapmak kolay olmadı. Yolda bekleyen bir kadın ile bir delikanlıya sorduk. Onlar da bilmezmiş.…
-
Bayram, Nohut ve Keşkek
Bayram sabahı ne yazılır? Ne yazmak istersiniz? Hasretiniz, huzurunuz, sevinçleriniz, sırlarınız ve biraz da kızgnılıklarınız varsa saklamayın usulünce yazın. Yazmasanız da bütün olumsuzlukları ve varsa yalnızlık duygularınızı bir kenara bırakın bayramlık sevinçleri bir başka yaşamaya çalışın. Sabah İstanbul diyarında oturan amcamla telefonla bayramlaşmayı gerçekleştirdik. Nohut dürümü sofrasında imişler. Bayram sabahında nohut yemek. Eee Gaziantepli olursan yenilecek…
-
Kirlenen Sularımız ve Umudumuz
Behzatların Yılmazı ile Hikmet Dayının İsmailinin gidişine epeyce oldu. Bugün nereden estiyse ikiside geldi aklıma. Evelsi gün de Şekirlerin Ömeri ile çay kenarında geçmişe dair ne varsa deşeleyip durmuştuk. İkimiz de mazinin içinden çıkamadık. Körpe duygularımızı beyhude körelttiğimiz bu hayat yolu bizi kimlerle karşılaştırmışsa bir bir sayıp döktük. Ömer, –bırakmak üzere olduğu- sigarasını tüttürürken ben…