Kategori: Hazırlık Yılları
-
Bir ‘Writing’ Dersi
Sınıfta ödev yapma oranı istediğim rakamda değil. Bazı öğrenciler işin kolayına kaçıyorlar. Hakan, Hatice, ve Dilek işin hakkını verenlerden. Tarık, Ülkü, ve Oğuz’u unutmam mümkün değil. Oğuz sallama yapsa da birşeyler karalıyor. Ülkü zaten söylemeden yazıyor. Writing dersinde Nagihan’nın yazmış olduğu ‘paragraph’ı inceledik. Kendisinin yazmadığını, üst sınıftan birinin yazdığını anlamakta gecikmedim. Üst sınıf alt sınıf…
-
İyi ki Doğdun Kardeşim!
Odaya girdiniz. Ne sordunuz hatırlamıyorum. Mevzuya nerede girdik onu da unuttum. Dediğiniz açık ve seçik şu idi: Doğum günlerini beyhude görüyorum. Ama nedense arkadaşlarınızın doğum tarihlerini aldınız: Kim Boğa, kim Arslan? Sonra gittiniz. Bana da doğum günü üzerine yazmak düştü. Üstelik bugün sizin doğum günüymüş. Ben Camlı Balkon’lu mekânın yerlisi sayılırım. İyi doğdunuz. Bir de…
-
Asma Kat
Bu yazı, o asma katlı B Blokta ve yeni camlı balkonlu binada yılları geçmiş ve geçmekte olan dostlara hediyem olsun. Yıllardır bu koridorları, odaları, salonları, ağaçlı bahçeyi dört mevsim emaneten paylaşıyoruz. Kaypak anlara meydan okurken, saatleri, haftaları, ayları tüketiyoruz. Çoğu zaman İki satırlık sevgilerimizi içimize gömerken, tarifini yapamadığımız isyanlarımızı ise iki tarafı sınırlı cümlelere hapsedip…
-
Adı: Bahri
Bahri üçüncü derste, geniş çerçeveli siyah ötesi bir gözlükle sınıfın kapısında göründü. Biz dersin tam ortasındaydık. İçeri girmedi. Hocam bir dakka işaretini, sol işaret parmağını hem benim gözüme hem bütün sınıftaki arkadaşlarının gözüne sokarcasına yaptı. Gel dedim, gelmedi. Come in dedim, no gibi birşey dedi. Gelmeyene gitmek gerek diye, tahtaya yazdığım kelimenin son harfini yarım…
-
Adı: Akif
Ben size Akif diyeyim öyle olsun. Akif Küçükçekmece eşrâfındadır. Babası ona hurma dalından bir oda yapsa ve içini de keçi kılından dokunmuş bir kilimle döşeseydi, bu kadar başımı ağrıtmaz ve dersi de kaynatmazdı. Geçen ders küçük gözlerine büyük bakışlarla baka baka “Seni görmekten sinir oluyorum” demişsem elbette bir sebebi vardır. Karşıma alıp iki kelime etmedim.…
-
Adı: Fatma
Fatma’yı ilk görüşünüzde duruşuyla, bakışıyla tipik bir Malatya’lı dersiniz. Onun hakkında yanıldığınız tek nokta ise bu olacaktır. Belki de yüzüne dikkatli bakarsanız Mısır diyarından Yavuz zamanında gelen, hicret etmişlerden diye düşünürsünüz. Belki bir gemi güvertesinde, belki de bir kervanda ona rastlamış olabilirsiniz. Görmeniz sizin için birşey ifade etmez. Siz onun üç ay içinde en yakın…
-
Adı: Nilay
Ne kadar uğraşsa da yapamıyor. Çabalıyor. Kıvranıyor ve üstünü üstlük bir de işin peşini bırakmıyor. Yani aslında ve kısaca bu işi zor götürecek gibi. Annesi ve babası ve ilkokul üçüncü sınıfa giden bir kardeşi de Kütahya diyarından gelmişler. Nilay okuyacak, felsefe yapacak. Sol yanı ağrıyanlara ne kadar derman olacak bilemiyorum ama ben ona şahsen yardımcı…
-
Adları: Çağla, Hacer, Leyla ve Seda
Vakit sabahtır. Dört genç kız içeri girer. Adları, Çağla, Hacer, Leyla ve Seda’dır. Babalarının adalarını bilsem ne olur, bilmesem kim sorar. Çağla benim dinlediğim türküleri dinlemez. Belki Leyla bilir. Dördü de doğuludur. Lâkin İstanbul sokaklarında büyümüşler. IETT otobüslerinde kısa uzun yolculuklar yapmışlar. Daha henüz Taksim’e tek başlarına gitmemişler. Kübra’nın yaşadığı alemden senelerce uzaktatırlar. Çağla saflığı…
-
Hüzün Geldi – B. Rahmi Eyüpoğlu
“Bazen halinizi bir kelime, bazen bir cümle bazen de bir şiir anlatır. Gidişler, kayboluşlar, hatalar, günahlar, hayat işte, hayat.” Türküler bitti Halaylar durdu Horonlar durdu Al damar, mor damar, şah damar sustu Bahçeler put kesildi birer birer Meyveler salkım saçak taş. Bir bulut uçardı Başı boş bedava Yandı kül oldu. Hüzün geldi baş köşeye kuruldu…
-
Ve 24 Kasım’da Toplandık
Rektör Bey’in toplatmasından sonra biz ertesi akşam, Seyidoğlu’nda sadece hazırlık okulu olarak toplandık. Adanalı Kemal ve Maraşlı Mencü ile oraya vardığımızda makamlar çoktan işgal edilmişti. İki arkadaş kendilerine yer buldu. Bense kendime yer aradım. Forrest Gump gibi hissettim kendimi. Bir bahar soluklu, dünyada duyacağım en ahenkli sesi duymak istedim. Bütün masalarda sesler kesilmiş, sanki herkes…