Laf Olsun Diye Yazmak

“Bazen laf olsun diye yazmalı,

Laf olsun diye yemeli  ama asla laf olsun diye sevmemeli ve en önemlisi de laf olsun diye hizmetin delisiyim dememeli.” – Laf olsun diye, ders başlamadan önce yazılmış bir yazı.

0-zeytin

Soğan doğramasını bilmeyen insanlara ahçıbaşılık görevi verilince, bütün yemekler senin yaptığın yemeklere dönüyor.

Akşam karanlığında sensiz yürüdüğüm o yolların peşinde koşuyorum ve sen hala yarım yamalak ifadelerle bana birşeyler anlatmaya çalışıyorsun.

Bekçi Şemsi bize gülüyor.

Kolcubaşı Süleyman artık selam bile vermiyor.

On the other hand, the manager of the school doesn’t come to school anymore.

Anyway, hayat bu işte deyip. Yine derse başlayacağım.

Yine kendim kendimle yenmeye çalışacak ve bütün bildiklerime ve bilmediklerime bir “defol” çekip sanki yeniden başlıyormuş havasında milletin karşısına çıkacağım.

Oysa Leyla böyle demiyordu.

Leyla’yı bilirsiniz. Bizim Yukarıoba da oturuyor. Adam gibi adam bir hanımdır.

Öyle bizim Sezen ablaya veya Kayahanın eski avradına benzemez. Yani öyle birisi işte deyipte geçemem.

No… Yesler ve nolar havada uçuşurken ben nasıl kendimi kendimle tutup bu Transitionslara başlayacağım.

Üstelik ve yani simple present tense laneti başımızda büyük bela iken ve biz hala ALSO nun üç halini öğretmek ve öğrenme peşindeyiz.

Ulan bana ne bütün bunlardan bize AND yeter de artar bile. Bir de başımıza biraz sonra FURTHERMORE, MOREOVER gelecek. Tıpkı Zeynep’in gelin gelmesi gibi….

Zeynep Aşağıobada oturuyor.

Pınarın başında evleri var. Babası Ayyaş Hamdi.

Hergün içip içip eve dayanıyor ve zavallı Zekiye Bacıyı etmediğini koymuyor.

Para desen yok şerefsizde. Adi herif birde utanmadan bizim partiye oy verdiğini söylüyor. Sahtekar.

Neyse hem bana ne size ne bunlardan. Bizim derdimiz. Also ve In additon to ve addition da.

Dün Leyla Bacı, “Bunlarla uğraşıp durma, sen bize gel Amcan Bekir ile oturup memleket millet meselesini konuşun. Belki hökümet bile kurarsınız” dedi.

Neyse şimdi ben sana ne diyecektim. Vakit tamam Rıza. Bize şimdi yol almak düşüyor..

Hem Maria abla da bunlardan anlamıyor. Sinir oluyor. “Zaten bu Herif bana kafayı takmış, sevmiyor” diye içinden geçirip durmakla kalmadı. Yüzüme bizzati söyledi.

Desin ben bunları çok duydum be Maria.

Çok duydum. Hem zaten o da dememişmiydi söğüt altında.

Neyse bana kalsın. Eyvallah diyor bazılar ben de öyle diyeyim.

Eyvallah Havva abla, Mürivet abla (belamı buldum yine), Eyvallah Zeynep ve Ünzile, ve dahi, Mihriban, ve de Buşralar, Ayşeler, Cananlar, Esme ler

Esme kim… hiç sormayın….

Yazı/foto: mağpak

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir