Öğrenme Stilleri

Öğrenmenin kalıcılığı hususunda ciddi bir hazırlanma dönemi geçirilmediğinden olsa gerek, eğitimcilerin büyük bir kısmı ‘open your books, page..’ şeklinde eğitim – öğretim yaptığını söylersek  yanlış ifade etmemiş oluruz. Özellikle dil eğitiminde yaptığımız yanlışlardan birisi, sadece kitap merkezli bir öğretim yapılmasıdar. Yıllar önce bir hocamız kırılma kelimesinin kelimesini öğretirken cam bir bardağı sınıfta elinden düşürürek kırmıştı. O sınıfta bulunan öğrenciler o olayı ve kelemiyi unuttuklarını  zan etmiyorum. Dr. Yakup Çetin Bey’in Milli Folklor dergisinde yayınlanan çalışmasında yer alan şu ifadeleri her eğitimcinin dikkate alması gerektiği kanatindeyim:

“Pedagojik araştırmalar bize insanların öğrenme şekillerinin farklı olduklarını göstermiştir. ‎Kanzler’in (1999)‎ belirttiği gibi insanların

  • %65 görseldir ve gözleri bir kamera gibi çevredeki her şeyi kaydeder.
  • İşitsel ağırlıklı insanların oranı %25 olup kulakları teyp gibi çalışır duydukları sesleri kayıt altına alır. Geriye kalan
  • %10 kinestetik (bedensel) olanlarda ise öğrenme dokunarak, yaparak,‎ işin içinde olarak gerçekleşir.

Yine beyin üzerinde yapılan araştırmalar bize insanların

  • okuduklarının ancak 10%’unu,‎
  • duyduklarının 20%’sini fakat
  • gördüklerinin ‎75%’ini hatırladıklarını saptamıştır.‎

Canning’e (2001) göre resimlerin etkili olmasının sebebi onların zihinlerimizde iz düşümlerinin olması ve uyarılmış sinirsel bağlantılar ile kalıcı hafızada yer etmeleridir. Farklı şekillerdeki resimler,‎ illüstrasyonlar, grafikler, figürler, replikalar,‎ dijital görüntüler gibi görsel öğeler insanlar için anlamayı çabuklaştıran ve kolaylaştıran etmenlerdir.‎”

Özellikle dil eğitimcilerinin %65 ifadesi üzerinde düşünürse, ders anlatmada kullanacığımız malzemenin içeriğinin ne kadar önemli olduğunu farkedecektir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir