Teşrib-Sanayii

Sanayii Teşribi

  • Sabahın 06’sı  oto sanayii. Cihan Irak Temsilcisi, Okul Müdürlerimizden biri ve ben. Uyku ne gezer. Müdürümüz gece 02’de yatmış. Kitap indirmişler, kitap göndermişler. Gelen yer Ürdün. Gecenin bir vaktinde nane ve peynir yemiş ki iştahı anlatmaya ne hacet.
  • Sanayii her taraf motor, egzos parçaları dolu. Olduğu gibi çıkmış malzemeler. Birebir değişim çok.  Burada öyleymiş. Motora detaylı müdahale yok.

  • Teşrib yemeye geldik. Lokantanın müdavimleri bölgenin tamirci esnafı. Sakin insanlar. Bağıran çağıran yok. ‘Ustaaa, bize üç şiş,  az yağlı olsun’ gibilerinden bağırıp sesini duyarmaya çalışan yok.  Dükkan sahibi Türkmen, bir elinde siğara servis yapar. Olsun. Teşrib yemeye gelmişiz. Öncesinde soslu bir çorba.

  • Teşrib‘i gece üçte pişirmeye başlarlarmış. Sabırla üzüm koruk olur. Yemeği incitmeden yavaş yavaş pişirmek lazım derler. Kim demişse ki doğru der: Denemişimdir. Hatta çayı demlemede suyu az ateşte kaynatmak lazım derler. Kim demişse ki doğru der: Denemişimdir. Teşribin eti de öyle. Et yavaş yavaş pişirildiği belli oluyor; yerken kendini belli ediyor. Pek et yemesem de nefis bu,  laf dinlemiyor işte.
  • Teşrib nasıl diye sormayın. Bazı şeylerin tarifi yoktur. Dokunmak lazım. Damağınız hissedecek. Yediğiniz yerin kokusu gelecek. Sabahın kendine has verdiği tazeliği vücudunuzun her tarafında hissedeceksiniz. Yok illâ tarif derseniz: Konyanın haşlanmış etinin sulusu diye tarife girişsem doğru olmaz. Lavaş tarif ettiğimiz ekmekler kat tak. Üzerine dometes soslu su. Üstünde ekmek. Bir diğer tabakta bir tam limon kesilmiş, yanında soğan. Tıpkı Maraş yolunda bir otobüs yolculuğu yaparken bir gece vakti bir mola yerinde yediğim mercimek çorbasının yanında sunulan turp gibi bembeyaz.
  • Teşrib elden yenileni makbul. Peşete isterseniz. Lokantada tuvalette kullanılan peşete getirilmesini ayıplamayın. Garsonun ıslak eli bastırmış ta olabilir. Hatta manzaranızı yıkık dökük arabalar da süslemiş olabilir. Siz keyfinize bakın. Masanız temiz mi temiz. Tabağınız yıkanmış mı? Daha ne isterseniz. Masayı sildikleri süngerin rengine bakıp aklınıza birşeyler gelmesin. Dışarıda zor yemek yiyen birisiyim. Ben yediysem cümleniz yiyebilir..
  • Babalık duygusu ne yapayım. Bizim çoluk çocuk  gelse beraber yesek ne güzel olurdu. Lâkin ‘bayan milleti’ sabah sabah böyle ete, ekmeğe  çatalı sürer mi? Hele  bir de elden yiyeceksin.  Ablalar , bacılar alınmasınlar. Çocuklar da annelerine bakacak. En iyisi biz, yani Cihan’ın, Gulan’ın ve Ishik’ın adamı ben olarak  Cenab-ı Hak’kın verdiği nimetin hakkını verelim.
yazı/foto: magpak

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir